








|
|
|
ALİ EMİRİ EFENDİ (1857-1924) Dursun Gürlek hocanın AYAKLI KÜTÜPHANELER adlı eserini okurken KİTAPLARIN EFENDİSİ tabiri yüreğimi bir hoş etti. Ne mümtaz bir tabir dedim kendi kendime. Bir kişiye verilecek en büyük unvan, en büyük hediye. Nakitler evlad-u iyale harcandı, madalyalar sarraflara satıldı, ev, bark, tarla tapan, izale-i şuyu cihetinden mezata çıkarıldı. Geriye kalan ne? Mevlana Celaleddin’in “Sen anılması güzel olan bir söz ol. Çünkü insan, kendi hakkında söylenilen güzel sözlerden ibarettir.” Dediği gibi geriye kalan güzel bir söz “KİTAPLARIN EFENDİSİ.” Bizzat şahit olduğum bir “efendi” anekdotu anlatmak istiyorum sizlere. Muhatapları, üniversite bitirip ticaret yapan genç bir adamla, bir devlet dairesinde çalışan İsmail Efendi. Günlerden bir gün çoğunlukla yaptığı gibi üniversite mezunu iş adamının çalıştığı yere giden İsmail Efendi söze “Mehmet Efendi, size bir maruzatım var diyerek başlamaz mı?” yüzünü büyük bir kızgınlıkla asan genç adam; -Bana bak İsmail Efendi diyor. Efendi tabiri senin gibi müstahdemler için kullanılır. Sebebi de, amirin nasıl hitap etsin sana. İsmini söylese yaşından dolayı uygun olmaz, ne diyecek, tabii ki efendi. Bundan böyle bana ya ismimle hitap et ki ben senden küçüğüm, yahut bey diye, anladın mı? Göz yaşları içinde anlatmıştı bu hikayeyi İsmail Efendi. Ezilmişliğin, çaresizliğin naçarlığı içinde. Her zaman müracaat ettiğim masamın kenarında duran Yeni Lügatı almış; -Dur bakalım İsmail amca bu efendi ne demektir birde bu lügattan okuyalım demiştim, ve de şunu okumuştum İsmail Efendiye; “Efendi, saygı ve nezaket mübalağası olarak kullanılır. Eskiden, büyüklere ve şayan-ı hürmet zatlara Efendimiz denildiği gibi, her zaman için Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselama da müminler Efendimiz diyerek hürmet ve sevgilerini ifade ederler. İsmail Efendi ölünceye kadar hep bunu hatırlamış ve bana sevgiyle sarılmıştı. Ülkemizde bu yıl sekizincisi yapılan Türkçe Olimpiyatlarını seyrederken Ali Emiri Efendiyi tekrar okumak istedim. Kaşgarlı Mahmud’un ünlü Divan’ı Lügat-it Türk isimli muazzam eserini Türk kültür hayatına kazandıran bu KİTAPLARIN EFENDİSİNİ tekrar okuyup hayır dua etmek için.
Kaşgarlı Mahmud (1072-1074) yıllarında Bağdat’ta yazıyor bu ilk Türk sözlüğünü. 1910 yılına kadar adı bilinen fakat kendisi bulunmayan bu kültür hazinesini sahhaf Burhan Efendiden 33 altın liraya alıp basımını yaptırırken Sadrazam Talat Paşanın bir memuruyla gönderdiği 300 altın lira için:
“Lütfunuza, kadir şinaslığınıza teşekkür ederim, fakat parayı kabul edemem. Çünkü vatani, milli bir ufacık hizmet mukabilinde para almış olacağım. Bu ise vicdanıma ağır gelen bir şeydir. Bundan dolayı size teşekkür ile beraber parayı iade ediyorum. Siz parayı yardıma muhtaç olan birkaç namuslu aileye dağıtırsanız ben size müteşekkir kalacağım gibi Cenab-ı Hak da memnun olur. Bu sadakanın adı da Divan-ı Lügat-it Türk sadakası olsun.” demiştir. Dünya üzerinde bir tek nüshası kalmış bu yazma eser Ali Emiri Efendinin dünya durdukça anılmasına vesile olmuştur. Ali Emiri Efendiyi çeşitli kaynaklardan okumalısınız. Kurduğu Millet Kütüphanesini, 15bin yazma eserini bu kütüphaneye bedelsiz bağışlamasını, ve hayatını kitaplara vakfeden bu hayırhah insanı yakından tanımak için İşte bu gün 120 ülkede güzel Türkçemizi öğretmek için çalışan Kaşgarlı Mahmud’un varisleri “YARIN TÜRKÇE BİR DÜNYA DİLİ OLACAK” diye çırpınmaktalar. Bunu görmek, anlamak için daha çok bekleyecek miyiz? Yahya Kemal Beyatlı’nın Ali Emiri Efendi için yazdığı gazelin son beytindeki dua ile bitirelim yazımızı:
YA FAHR-İ KAİNAT SEN İFA ET ECRİNİ DİVAN-I KİBRİYA’DA BU ŞARK ERCÜMENDİNİN.
Tercümesi: “Ya Muhammed (A.S)mahşer günü kurulacak yüce divanda bu doğulu muhterem insanın sevabını sen yerine getir."
|