








2003 yılından bu yana, yedi yıldır, topraklarımız görülmedik bir hızla yabancılara satılıyor. Bu yazımda tarım arazilerimizin tapuları hangi yollardan yabancıların eline geçiyor, onu anlatacağım. Tarım arazilerimiz birkaç farklı yoldan yabancıların eline geçiyor.
Kullanılan yöntemler şunlar: Çiftçiyi yoksullaştırma, hukuk hileleri, banka hacizleri.
I) Birinci olarak çiftçi yoksullaştırılıyor. Yoksullaşan çiftçi, son aşamada toprağını satışa çıkarıyor.
Orta Anadolu’da, Batı bölgelerimizde çok yolculuk yaptım. Geçmişte hiç görmediğim şeyler görüyorum artık yol kenarlarında: Tabelalar, üzerlerinde “satılık arazi”, “satılık tarla” yazan tabelalar!...
Yabancıya toprak satışı tarım sektörümüzdeki küçülmeyle koşut olarak gerçekleşiyor. IMF ve Dünya Bankası şöyle diyor: Ey Türkiye, tarım senin sırtında yüktür, tarımı desteklemeyi bırak. Ben sana para vereceğim. Köylüne dağıtırsın.
Ama dekar başına, ürüne göre değil.
-Köylü gelir elde ediyor, ancak üretim yapmadan! Havadan elde edilen bir gelir bu...
-Ancak madalyonun bir de öbür yüzü var:
Çiftçi, bir geçiş aşaması bile tanınmadan serbest piyasanın vahşetine terk edildi.
Taban fiyatları sürekli düşük tutuldu.
Sübvansiyonlar azaltıldı, bazı hallerde tamamen kaldırıldı.
Tohum ve gübre desteği yetersiz, destekleme fiyatları çok düşük.
Buna karşılık tarımsal girdi fiyatları yükseltildi.
Verimli arazilerdeki pancar ve pamuk ekimi sınırlandırıldı, tütün ve fındık ekiminden vazgeçirmeye çalışıyorlar üreticiyi.
Sonuç: Üretim maliyetleri yüksek. Ürün bedelleri zamanında ödenmedi. Köylü mahkemelere, icra kapılarına düşürüldü.
Hayvanlarını traktörünü satmak zorunda bırakıldı.
Yeni yatırım yapması engellendi, iflasa zorlandı.
-Çiftçi üretimden soğumaya başladı, toprakla olan bağı zayıfladı, hatta hiç kalmadı. Küçük üreticiler tasfiye edildi. Türkiye boş tarlalar ülkesine döndü.
Çiftçi toprağını satmaya başladı.
-Kimlere satılıyor tarlalar?
Yabancıların iş yaptığı emlakçılara, simsarlara..
Tabii parası olana, özellikle çok para verenlere, örneğin bavul bavul Dolarla, çuval çuval Avro ile, Sterlinle gelen yabancılara!
Arazinin yapısına bakmadan, kelemedir, çoraktır, verimli- verimsiz ayrımı
yapmadan deli gibi alıyorlar ve şunu söylüyorlar;
Buraya Dikkat!!!
"Tarlanızı her yıl ekip biçebilirsiniz biz bir şey istemiyoruz..""
Tarlanın biz tapusunu aldık ama siz ekip biçebilirsiniz..
Nasıl bir şeydir bu? Kim yapar bunu? Neden yapar? Garip değil mi?
Evet çok garip.. Sebebini aşağıda anlatacağız..
Devam edelim..
-Sonra ne olacak? Yabancılar toprak sahibi oldukça şirketler kuracak, arazi toplulaştırmasına
yönelecekler.
Arazi toplulaştırmasına bazı yerler dışında ihtiyaç yoktur. Oysa bize iyi birşeymiş gibi anlatıyorlar değil mi? Oysa bu durum büyük yabancı şirketlerin işine gelmektedir.
Gelelim çiftçinin tarım aletlerine.. Mazot en gerekli ana masraf kaynağı. Peki neden bu kadar pahalı?Benzinle aynı fiyatta neredeyse. Oysa motorin Litresi 700 kuruşa satılabilir. Mart 2011 fiyatlarıyla EPDK verilerine göre
Dünya piyasalarında motorini çiftçi desteklemeli 0,85 e alıyor. Yani 60 litrelik deposu varsa 48 TL ye deposunu dolduruyor. Özel araç sahipleri ise 1,6 dolar ödüyor. Türkiyede ise 2,5 dolar ödüyor.
Yaklaşık 240 TL ödeyen çiftçi dönüm başına aldığı destekleme ile memnun mesut ayrılıyor..
4 kat pahalı alıyor motorini çiftçimiz.
Size de garip gelmiyor mu Allah aşkına?
Mazot ve gübre fiyatları köylü toprağını kaybedene kadar artacaktır.
Büyük tarım işletmeleri kurmaya başlayacaklar. Bir zamanlar kendi toprağının sahibi olan Türk köylüsü ise, yabancı şirketlerde ücretli işçi konumuna düşecek. Türk çiftçisi kendi öz vatanında yabancıların “maraba”sı olacak.
Bir taraftan da Avrupa Birliği’nde işsizlik gittikçe artıyor, peki çözüm?
Anadolu toprakları ne güne duruyor?
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı İbrahim Yetkin ’e göre “çok planlı, programlı bir senaryo” bu:
Türk çiftçisi üretmeyecek; Türkiye tarım ürünlerini dışardan alacak. Kendi kaynaklarını kullanmayacak.
Ne mi olacak?
Devlet iş mi bulacak?
Yoksulluk yardımı mı dağıtacak?
Şöyle yapacak;
Kapılarını yabancı sermayeye açacak.
Türkiye tam bir açık pazar haline gelecek.
Çiftçi yoksullaştıkça -toprağı elinden alınmış olarak- kentlere sürülecek işsizler haline
dönüşecekler.
A) Yabancılar tarım alanlarımızı köylüye yüksek paralar teklif ederek satın alıyor. Tapulu ve tapusuz alanların zilyetliklerini alıyor, muhtar senedi, el senedi gibi yerel araçlar kullanıyorlar. Zilyetlik yöntemi taşınmazın sahibi olmadan, kullanım hakkı sağlıyor.
Somut bir örnek Kars (Digor)’dan verilebilir.
Bölgenin sınır köylerine gelen Amerikalı ya da İsrailli oldukları söylenen yabancılar; tarla sahibi köylülere sadece bir imza karşılığında bol para dağıtıp gidiyorlar. Böyle havadan verilen para miktarı -5 yıl önceki verilere göre- 3-7 milyar TL!...
Bir yandan da köylülere şu uyarıda bulunuyorlar: "Tarlanızı her yıl mutlaka ekip biçeceksiniz. Ekip biçmeyenlere para vermeyeceğiz. Siz bunları yapın, paranızı bizden isteyin."
(Burada durum farklı tapuları yok ama "zilyetlik" tesis ediyorlar)
Bu şekilde para alan köylülerin sayısı on yıl kadar önce 3 bin civarında idi, bugün kaça yükselmiştir değerli okur, artık siz tahmin edin bunu.
Şimdi şu soru yanıt bekliyor: Acaba adı geçen yabancılar hazır bir maddî karşılık istemeden, neden böyle yüklü ödemeler yapıyorlardı çiftçilerimize?
Açıklama korkunç:
Altına imza atılan sözleşmede yazılı hususlar, ileride toprağın köylünün elinden alınmasına sebep olacak nitelikteydi.
Çünkü söz konusu köylerde bazı evlerin ne tapuları, ne de ruhsatları var. Tarlaların ise, ikisi de yok. Şimdi sıkı durun: yabancıların imzalattığı sözleşmede, toprakların kendilerine ait olduğu yazılıydı, para alan köylüler ise o tarlalarda işçi olarak çalıştırılıyordu!
Yabancılar uzun vadede, uygun zamanda ortaya çıkacaklar ve "Bu topraklar bizimdi zaten. Bakın, onları biz işliyorduk. İşçi çalıştırıyor, onlara ücret vererek kendi toprağımızı ekip biçiyorduk" deyip tarım alanlarını ele geçirecekler. Plan bu!
B) Buna oldukça benzeyen bir diğer uygulama da şöyle: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da büyük toprak sahipleri Yahudi kuruluşlar tarafından ABD’ye davet ediliyor. Toprak hangi genişlikte olursa olsun, yüksek fiyatlar teklif ediyorlar. Toprağın ekilip biçilmesini yine sahibine bırakıyorlar.
İsrail tarım teknolojisinde büyük atılımlar yapan bir ülke. Bu üstünlüğü onu GAP’a çekiyor. Gözleri hep oraya dikili… Sürekli olarak, çok önemli miktarlarda toprak kapatıyorlar Güneydoğumuzda. Ancak İsrail başka bölgelerde de ciddi miktarlarda toprak satın alıyor.
Nasıl?
Doğrudan doğruya değil, birtakım aracıları kullanarak!
Bazen köylerden birilerini kullanarak.
Son zamanlarda arazinizde yabancı arabalar mı dolaşıyor?
Yabancı plakalı arabalar ekmediğiniz biçmediğiniz bağ bahçe çorak sulak demeden arazilerinize mi bakıyor?
Yanlarında da tanıdıklarınız hemşehrileriniz var değil mi?
Bunlar köyünüzden ev bağ bahçe almaz. Tarla alır. Geniş arazi alır. Sizin bankalarla icralık olmanızı bekler nerede icra dairelerine düşmüş borçlu köylü-çiftçi- hayvancılık yapan varsa orada bunlar çoğalırlar.
Dediğim gibi sızma GAP’la sınırlı değil, Batı Anadolu’da da durum aynı.
Hepsinin de gözlerini diktiği yerler, tarıma elverişli topraklar..
Köylerimizde bu işleri kotarmak için yerli Aracıların/Emlakçı ve komisyoncular artık fazlaca cirit atacak.
Hatta küçücük kasabalarda bile bir sürü emlakçı türemiş bunlara hizmet ediyor.
Köylerden komisyon karşılığı kandırdıkları "köylü aracılarla" da köylümüzü kandırıyorlar.
Tarım arazilerimiz yabancılara satmayalım. Dikkatli davranalım.!!
Bazı köy ihtiyar heyetleri toplanıp önlem almaya çalışıyorlar bilinçlendirme toplantıları yapıyorlar ve köy defterlerine kararlar alıyorlar. Ne kadar etkili olur zaman gösterecek.
Akıl sahibi biri boşuna söylememiş: Yarın için planı olmayan, başkalarının planının parçası olur!....
Prof. Dr. Cihan DURA
© CopyRight By Kursunlukoyu.org 2011
Her Hakkı Saklıdır
Her Hakkı Saklıdır. Sitedeki İçerikler Kaynak Gösterilse Dahi İzinsiz Alınıp Yayınlanamaz.
Bu site içeriğindeki tüm materyaller, video, yazı, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup, kursunlukoyu.org'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz, her ne sebeple olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz.