Yazarlarımız

Sayaç Okuma Memuru !

Osman AKGECE »

Bergamalı Nalıncı Memi Dede

- - »

Ağzımızla Kulağımız Arasındaki Mesafe

Ali  EKREM »

Gölpazarı Türküleri

Erol ERKEN »

Tamamen Yerli İlk Türk Otomobili ATTİLA Üretildi..

Tarkan Deliormanlı »

Hıdrellez Böyle Geçti....

Hasan Basri ŞEN »

2011 Hıdrellezi Böyle Geçti..

Mustafa Deliorman »

Kış Geldi Köyüme Beyaz Gelinliği İle

Oğuz  GÜVEN »

Bir Lamba Da Siz Yakın

Behzat Gültekin »

Tüm Yazılar

Üyelik


Kimler Sitede
Şu anda 5 konuk çevrimiçi,
Sayaç Bugün
Bugün Gelen Ziyaretçi:
44
Sayaç Bugün
Bugünkü Sayfa Gösterimi :
805
Sayaç Bugün
Dün Gelen Ziyaretçi:
58
Sayaç Bugün
Dünkü Sayfa Gösterimi:
1.180
Sayaç Bugün
Toplam Gelen Ziyaretçi:
372.915
Sayaç Bugün
Toplam Sayfa Gösterimi:
3.678.639

En Çok Okunan Yazılar
Yarabbi, ürünümüzü bereketli kıl, sağlık ve mutluluklar ihsan eyle, memleketimize, milletimize huzur içinde yaşama sevinci ver, niyazı mutlak ulaştı H...

En Yeni Yazılar
Hızır ile İlyas Aleyhisselam suyun alt başında beklemekte dilekleri toplamak için. Cenab-ı hakkın sevgili kuluysan mesele yok. Görevde aksaklık varsa ...






Atatürk ve Türkiye
Anasayfa
Fotoğraf ve Videolar
Künye
İletişim

Ses Ver Kurşunlu !...

Çaresi… Aklım erse, ya siyasetçi olurdum, ya da yönetici.

                    The İmam yazımız bir hayli ilgi çekmiş. Yazı ,Gölpazarı  Haber Portalı sitesinde

Resimlerle beraber yayınlanınca sağ olsunlar Gölpazar’ lı kardeşlerimiz okuyup güzel yorumlar eklemişler. Dikkat ettim Kurşunlu sitesinde 14 Temmuz saat 14.30 itibariyle yazıyı 106 kişi okuyup, 2 yorum yapılmış. Gölpazarı Haber Portalı sitesinde 265 kişi okuyup 7 yorum yapılmış. Malum meseldir; rağbet güzel ile zengine demişler ya, site de rağbet, okuyucu sayısıyla, yorumcu sayısı…

 

     Geçenlerde nüktedan bir dostum sigarayı bırakma konusunda çok güzel bir deyim söyledi; 

      “ Gök gürlemeyince salavat getirmedik..”

     Bizim de ramazan gelmeyince imam hatırımıza gelmedi demek ki.

 

     Gölpazarı ilçesinin nüfus büyüklüğü açısından beşinci büyük köyü Kurşunlu. Üzümlü 259, Kavak 239, Üyük 233, B.Belen 232, Kurşunlu 229 nüfus sayısı ile sıralanıyor. Nüfusu 100 ün altında 30 köyümüz var. Bunlardan 7 tanesinde imam- hatip yok. Ayrıca 2 mahalle ve bir mescide de tayin yapılamamış.

 

     Çaresi… Aklım erse, ya siyasetçi olurdum, ya da yönetici.

     Büyük köyleri tercih etmiyor imamlarımız, demişti yorumculardan birisi. Bir rivayete göre de “ Bu köyde akıllı çoktur, işinize karışan bir hayli vatandaş olur “ diyorlarmış hariçten gazel okuyanlar. “Nedense çok kalamıyor gidenler “ diyenler de oluyormuş.

 

     Sordum, soruşturdum, iki önceki imam Selami kardeşimiz 24 yıl görev yapmış Kurşunlu köyünde imam- hatip olarak.Okulların var olduğu zamanlarda Bahtiyar Tongur 22 yıl. Saim Işık ve eşi 25 yıl, Fikret Yavuz 28 yıl görev yapmışlar bu köyde.

 

Dile kolay…

 

 Bu saydıklarım mükemmel birer insanlar. Ama mükemmellik tek taraflı olmuyor düşünürseniz. Karşınızdaki uyumlu olacak ki uyum tamam olsun.  Yoksa sizin iyi olmanız, mükemmel olmanız geçimli olmaya yetmiyor. Bu arkadaşlarımız her söz açılışta Kurşunlu köyünü mutlak iyilikle anmışlardır. Şahit ararsanız beni yazdırın.

 

       Benim gibi bayramdan bayrama camiye gidenler için pek önemli değil de ille de vakit namazlarını camide kılayım, 27 kat sevap alayım diye çırpınan mütedeyyin Müslümanlar için zor camide imam olmaması.

 

       Geçen gün köylünün biri;

 

-          Yahu, ne garip iştir, anlayamadım. Koskoca Türkiye’ ye imam hatipli bir Başbakan getirdik de bir Kurşunlu köyüne imam hatipli birini getiremedik. Bak şu Allah’ ın işine diyordu. Ne çarıklı Erkan-ı Harp’ tir bizim köylümüz. Ben kırk yıl düşünsem böyle bir laf aklıma gelmezdi.

 

1807-1866 yılları arasında yaşayan Seyrani bir hicvinde bakın ne diyor;

    

        Selefin rüşvetle hüccet yazması

        Halefin anlayıp hükmün bozması

        Yıkılan binanın birden tozması

        Asıl sermayenin topraklığından.

 

       Ben genellikle meselelere hüsn-ü zan ile bakmayı tercih edenlerdenim. Bir Allah Dostunun dediği gibi;

 

       “ Sui zan ile bakmaktansa hüsn-ü zan ile yanılmayı tercih ederim.”

 

       Bütün yapılamayan işlerde kötü niyet aramaktansa iyi niyetle bakıp yanılmayı hak edenlerdenim. Mesele bu işlere sahip çıkmaktır. Çareyi yalnız birkaç kişi değil herkes, ama herkes, köyde yaşayan, dışarıda olan herkes aramalıdır. İşi, muhtarın, azanın sırtına yüklemek kolaycılığın bir başka adıdır.  Hepimiz bir dertle dertlenmeli, bir neşe ile sevinmeliyiz. Kurşunlu sitesinde çıkan köy ile ilgili bir meseleye 106 kişi, aynı yazıya başka bir sitede 265 kişi ilgi duyuyorsa bunda bir garabet var demektir.

 

            Sözün sonuSES  VER  KURŞUNLU !........

 

 

                                                                                          OSMAN  AKGECE

© CopyRight By Kursunlukoyu.org 2011

Her Hakkı Saklıdır
Sitedeki İçerikler Kaynak Gösterilse Dahi İzinsiz Alınıp Yayınlanamaz.

Bu site içeriğindeki tüm materyaller, video, yazı, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup, kursunlukoyu.org'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz, her ne sebeple olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz.

 

Sende Gönder! Fotoğraf ya da video eklemek için tıklayın.

Yorumlar


İMAM HZ.PEYGAMBER VEKİLİDİR.

İmamın Hz. Peygamber'in vekili olduğu da hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalı... Bol keseden atanlar da kendilerine bakmalı ve kendi mesleklerin hakkını vererek mi çalışıyorlar/çalıştılar bir gözden geçirmeleri gerekir. Bu meslek hayatımız dışında da böyledir. İyi bir baba mıyız? İyi bir eş miyiz? İyi bir vatandaş mıyız? Başkalarına bir faydamız var mı? Yoksa sadece kendimiz için mi yaşıyoruz? Şu dünyaya gelip de bir diğer insana karşılıksız bir yardımda bulunduk mu? Sizce İmam aldığı maaşın karşılığında mı namaz kıldırıyor? Bunları çoğaltabilirsiniz ama son soru çok önemli ve asla sorulmamalı. Çünkü bu kırmızı çizgidir. İmamet konusu hassas bir konudur. Bu konu alenen tartışılmamalıdır. Hele İmam taraf edilmemelidir. O zaman konu yönetim şekline kadar gidiyor. İslam ülkesinde imam efendiler para almazlara kadar gelir ve siz imam bulamazsınız namaz kıldıracak, sonuç? Cemaat-Tarikat imamı bulmak gerekir. Haydin SEYR-Ü SÜLUK'e madem ki. Yok mu? Olmaz mı? O zaman Devletin gönderdiği İmam Efendi'ye saygı lütfen. Bilindiği üzere, İslam’ı doğru şekilde gelecek nesillere öğretecek, aktaracak ve onlara örnek olacak imamlar yetiştirilmesi çok önemlidir. Zira bu vazifenin hakkını vermek, Müslüman olarak kalmak ve İslam’ı bizden sonraki nesillere aktarmak, ancak ehil âlimlerin ve imamların yetiştirilmesi ile mümkün olabilecektir. Kastettiğimiz özelliklerdeki imamlar kesinlikle cenaze ya da mevlüt peşinden koşan imamlar değildir ve olmayacaktır. Bizim önerdiğimiz imam, yaptığı din hizmeti nedeniyle kendisine verilecek paralara ve hediyelere tenezzül dahi etmeyecek derece iyi bir gelire sahip olan ve işi sadece imamet olan imamlardır. Okuduğu hatim, ilahi ya da mevlüt nedeniyle para bekleyen imamların saygınlıklarının toplumda nasıl azaldığı ve insanların onlar hakkında neler konuştukları tecrübelerle sabittir. Dolayısıyla imamlar bu zilletten kurtulmalı ve de kurtarılmalıdır. Kanaatimizce sadece işi mevlüt, hatim ve ilahi okumak olan özel mevlüthanlar bu işle meşgul olmalıdır. "para karşılığı namaz kıldıran imam algıları" insanların kafalarına iyice yerleşmekte ve bu yanlış imam anlayışı üzerinden meselelere bakmakta, zamanla dine ve dini değerlere karşı da yabancılaşabilmektedirler. Oysa mesele göründüğü kadar basit değildir ve herkesin doğru bir din, dindarlık ve imam anlayışına sahip olması için popülist söylemleri bir kenara bırakıp, konunun özünü anlamak için çok ciddi çabalar sarf etmeleri gerekmektedir. Toplumda hak ettiği saygınlığı ve itibarı göremeyen bir meslek zaman içinde yok olup gitmeye mahkumdur ve zaten yok olup gitmektedir. Siz hafızlık yapan ve dini ilimleri öğrenen bir gence iyi bir gelecek vaad etmezseniz, kim o kadar zamanını, gözünün nurunu ve emeğini o işi harcayacaktı Onurlu bir şekilde görev yapacak, bilgisi ve ahlakı mükemmel, sağlam, güvenilir, nitelikli ve kaliteli imamlardan yana tavır koymak yerine, bu tür maaş almadığını söyleyen yarım hocalara ve cahillere meydanı bırakanların bu konunun sonuçlarını iyi değerlendirmeleri uygun olacaktır. Atalarımızın da dediği gibi "yarım doktor candan, yarım hoca da imandan" edebilecektir. Öte yandan hiç kimseye muhtaç olmadan, her şeyi özgürce ve korkusuzca dile getiren ve söylediklerini yaşayan bir imam ancak dinin saygınlığını koruyup onu en güzel şekilde temsil edebilecektir. Milletin eline ve avucunan bakan, onuru beş paralık edilmiş bir imamın sözüne insanlar zaten değer vermeyeceklerdir ve o imamın da etkin bir görev ifa edebilmesi mümkün olamayacaktır. Onunla alay edenler bile çıkabilecektir. Mesela toplu halde bir yerde yemek yerken en ağır şakaları imamlara yapmaktan çekinmeyen ukala ve basit insanlar olabilecektir. Sözlerinin nereye gittiğini düşünmeden konuşarak imamların kalplerini kırabilecek ahmaklar çıkabilecektir. Özellikle cahil olan zavallılar böyle imamlarla dalga bile geçebileceklerdir. Bu durumdan, sinsi bir sevinç duyan yarım gönüllü inanmışlar da yangına körükle gidecek, imamları itibarsızlaştımak ve konumlarını daha da zayıflatmak için bu durumu fırsata dönüştürmenin yollarını arayacaklar ve bunu yapmaktan asla kaçınmayacaklardır. Dolayısıyla en iyi şekilde kendisini yetiştirmiş bir imamı, böyle vahşi insanların arasına savunmasız bir şekilde atıp parçalanmasına ve onurunun iki paralık edilmesi seyirci kalmak, ne ahlakla ve ne de vicdanla bağdaşabilecektir. Bu itibarla, imamları hiç bir kimseye muhtaç etmeksizin insanca yaşayacağı ücreti ve her türlü sosyal hakkı verdikten sonra ondan başarılı hizmetler vermesini bekleyebilirsiniz. İmamı korunmasız, savunmasız ve itibarsız halde milletin eline avucuna bakan kimse olarak insanların önüne geçirdiğinizde, sayıları Hz. Peygamber zamanından beri hiç eksilmemiş olan münafıkların açık ve gizli saldırılarına onları maruz bırakmanız kaçınılmaz olacaktır. Bu yarım gönüllü inanmış tiplerde imamlarla uğraşmaktan başka iş bilmeyecekler ve sürekli imamların açığını aramayı kendilerine meslek edineceklerdir. Buldukları her fırsatta da imamları itibarsızlaştırmak ve değerlesizleştirmek için ellerinden geleni yapacaklardır. (Yanlış anlaşılmaya fırsat vermemek için hemen belirtelim ki bizim burada kast ettiğimiz gördüğü bazı eksiklikleri müftülüğe şikayet ederek düzelmesini sağlayan iyi niyetli kimseler değildir. Bunlarla diğerlerini karıştırmamak gerekir.) Geçmişte bunu hem cami içinden, hem cami dışından yapanlar olmuştur. Bugünde maaelesef bu tipler aynı şekilde müslümanların yaşadıkları her coğrafyada bu görevlerine aynen devam etmektedirler. Bizim burada kast ettiğimiz imamlar elbette halkın ve cemaatin içerisinde ilmiyle, ahlakıyla, irfânıyla örnek alınacak kaliteli ve dürüst imamlardır. Yoksa işini hakkıyla yapmayan bazı imamları bize örnek gösterek bizim savunduğumuz bu fikirlere karşı çıkmak cehaletten ve kafasızlıktan başkası olamayacaktır. Zira "sui misal emsal olmaz" ilkesinden hareketle kötü örnek misal olarak gösterilemez. Her zaman kötü örneğe bakarak geneli hakkında karar verenler de mutlaka yanılırlar. Bizim kast ettiğimiz din gönüllüleri, işinde mükemmel olan imamlardır ve bunların sayısı da her geçen gün inşallah artmaktadır ve artacaktır. Yoksa yanlış yapan bir imama bakarak tüm imamları karalamak ve burdan bütün bir camiaya saldırmak meseleye yüzeysel bakan seviyesiz, çapsız, basiretsiz ve kapatisesiz kimselerdir. Bu nedenle onların önyargılı düşünce ve söylemlerine itibar etmemek gerekmNitekim bir öğretmen hata yaptığında tüm Milli Eğitim camiasını karalamak, bir asker hata ettiğinde tüm orduyu suçlamak, bir doktor yanlış yaptığında tüm doktorlara kızmak, bir polis suç işlediğinde tüm Emniyet Teşkilatına yüklenmek nasıl yanlış ise, bir imamın yaptığı yanlışa bakarak tüm imamlar hakkında kanaat sahibi olmak, bütün imamları töhmet altında bırakmak, buradan da İslam'a saldırmak ve ona olan kinini kusmak ancak kötü niyetli insanların ya da bir takım beyinsizlerin yapabileceği bir şeydir. O tiplerin bu söylemleriyle bazı cahil kimseleri kandırıp yanlarına çekmeleri mümkün olmakla beraber, aklı başında düşünen sağduyulu insanları kandırabilmeleri mümkün olamayacaktır. Ama bu tiplerin insanların çoğunun kafalarını karıştırdıkları da bir gerçekliktir. Bu itibarla, bizim imam derken kast ettiğimiz işini en iyi şekilde yapan bilgili, ihlaslı ve sağlam karakterli kimselerdir. Yoksa işini iyi yapmayanları başkalarına model olarak göstermemiz zaten söz konusu değildir ve olamaz. Öte yandan aldığı maaşı yetersiz olan bir imamın salim kafa ile oturup dini konularda kendisini geliştirmesini beklemekte biraz hayalcilik olacaktır. Hak ettiği ücreti kendisine verdikten sonra ondan işini en iyi şekilde yapmasını ve mesleğinde ilerlemesini istemeye hakkınız olabilir. Bu göreve geldikten sonra mesleğinin hakkını veremeyenlere bir takım yaptırımların olması da elbette gereklidir. Bu nedenle, tek işinin imamlık olduğunu bilenler bu vazifeye devam etmelidirler. Diğer taraftan imamı, sadece namaz için görevlendirilmiş bir "namaz kıldırma memuru" gibi görmek, din ile devleti, din ile dünya işlerini birbirinden ayrı gören, meseleye pozitivist ve materyalist gözle bakan bir anlayışın ürünü olabilir. Bugün bu anlayışa Müslüman olduğunu iddia edenlerin ve imamları sadece namaz kıldrıma memuru olarak görenlerin sahip çıkması ve onlardan daha çok bu yanlışı savunması ve seslendirmesi de oldukça düşündürücü ve hayret vericidir. Kısaca, sadece namaz kıldırdığı için değil, o zamana kadar edindiği bilgiler nedeniyle ve bu bilgileri camiye gelen kadınlara, çocuklara ve diğer insanlara aktardığı, bu işe zamanını ayırdığı için imam saygıyı ve ücreti hak etmektedir. Yoksa bu ücret, sadece namaz kıldırma karşılığında alınmış bir para asla değildir. Zaten imamın kendisi de namazını kılacağından bu maaşı sadece namazla ilişkilendirmek son derece hatalı ve sakıncalı bir tutumdur. Cuma ve bayram namazlarında cemaate önderlik yapması, beş vakit namazı kıldırmak için camide o göreve ehil olarak hazır bulunması ve vaktini oraya harcaması nedeniyledir. Namaz kıldırdığı için değil, camide hazır bulunma sorumluluğunu deruhte ettiği için hoca maaşı hak etmektedir. Bir başka ifadeyle imam, maaşı namaz kıldırdığı için değil, dini ilimleri öğrendiği, kendisini sürekli geliştirdiği, ömrünü bu işe adadığı, insanlarla sağlam bilgilerini en güzel şekilde paylaştığı, toplumda bir kanaat önderi olduğu, yol gösterdiği, ışık saçtığı, toplumsal yaraları sardığı, iyiliği teşvik ettiği, kötülükleri engellemeye çalıştığı, toplumsal kalkışmaları yatıştırdığı, küsleri barıştırdığı, insanlara model olduğu ve camide beş vakit hazır bulunduğu içindir. Bu farkı anlamaktan aciz olanların bir kez daha konuyu ciddi şekilde analiz etmeleri uygun olacaktır. Özetle ifade edecek olursak, imamlar yaptıkları bu görevler nedeniyle hak ettikleri ücreti almalı, özgürce konuşacak rahatlığa kavuşturulmalı ve geleceğinden endişe taşıyacak şekilde kendisini asla baskı altında hissetmemelidir. İmamın Hz. Peygamber'in vekili olduğu da hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalı, mihrapta ve hayatın her anında tıpkı Hz. Peygamber gibi bu emaneti taşıdığı göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yandan imamın da bu sorumluluğu kaldıracak ve taşıyabilecek kabiliyet ve kapasitede olması gerekmektedir. Bu özellikler sahip imama, cemaatin de saygı da kusur etmemesi ve imamı, Peygamber'in vekili mevkiinde görüp ona itaatı ve saygıyı elden bırakmaması gereklidir. Ancak bu şekilde dinimiz İslam daha doğru bir şekilde yaşanacak ve hak ettiği saygınlığa kavuşabilecektir. Aksi takdirde imama yapılan saygısızlık hem Hz. Peygamber'e, hem de İslam'a yapılmış bir saygısızlık olarak yerini alacaktır. Son olarak İmamların maaşlarından bahsedelim. Köylerde görev yapan çocuklara kuran kursu açan öğretici lise mezunu İmam maaşı 2011 yılı zamlı 1,609,-TL dir. İlahiyat Fakültesi Mezunu K.K.Ö. Uzman İmam 1,795,-TL maaş alır. Bu imamların amiri konumundaki Müftüler 2,079,- TL maaş alır. İl Müftüleri 2,415,- TL maaş alır. Polis Memuru 2,363- TL Profesör 4,238,- Kaymakam 3.162,- TL Öğretmen 2,072,-TL. Doktor 2,289,-TL. İmam? 1,609,- TL. 13/1 memur gibi maaş alırlar ve en alt gelir gurubundadırlar.
24.07.2011 tarihinde gonul tarafından yazıldı.

Ast, üst ilişklilerine ne oluyor...

Cüneyt kardeşimiz olayları tam anlamıyla açıklayamamış, hala soru işaretleri var. Bunun sebebi de kanaatimce iki tarafı da dinlememesinden kaynaklanıyor. Burada bence en önemli soru Serdar kardeşimizin de dediği gibi "Selami Hoca, Hacca gideceğini ne zaman Köylüye ve yetkili makamlara söylemiş ve yetkili makamlar ne cevap vermiştir." bu soru aydınlığa kavuşmadıkça sağlıklı bir değerlendirmenin olmayacağını düşünüyorum. Müftüler ve imamlar arasındaki ilişkiler asıl bu günlerde sorgulanmalı. Çünkü acayip işler dönüyor... Bu ilişkilere örnek vermek için önce köyümüzden başlayalım. Köyümüzün son imamı 1 hafta ortalıktan kayboluyor. Nerede olduğu da bilinmiyor. Bu arada sayın İlçe Müftümüz köyümüzü ziyaret etmeye karar veriyor. Diyeceksiniz ki ama bizim hocamız yok...! Ters bir durum diye düşünüyorsunuz değilmi... Yanıldınız, kendisinden haber alınamayan hocamız sayın Müftü'müzden önce cami'de yerini almış... Yahu bu imam bunu nereden haber Yaldı da geldi, hayret edilecek bir şey değil mi? Sonuç olarak yukarıdakilerden ne anlamlar çıkardığımızı inşallah okuyan arkadaşlarımız bir kaç satırda olsa fikirlerini yazmalarını bekliyoruz. İkinci olarak, müftü ve imam ilişkisine yaşadığım yerden bir örnek vermek istiyorum. Dün Cuma günüydü biliyorsunuz. Cami çıkışı 2 kişinin konuşması dikkatimi çekti. Her hafta bilmem şuranın müftülük binası yapımı için söze başlayıp, arkasından kuran kursu için yardım taleb ediyoruz sözüyle insanların duygularıya oynamaya başlıyorlar. Bıktık artık bu müftülüklerin para toplamasından, en küçük İlçede bile yerleri var ama yetmiyor özel kompleks yapmaları lazım... Camiler artık kendi ihtiyaçları için bile para toplayamıyorlar çünkü onlara müftülüklerden sıra gelmiyor. Bu söylediklerim İzmit için geçerli diğerleri nasıl yapar bilmiyorum. Biz yine konumuza gelelim. Ben biraz geç gidince müftünün vaazını kaçırmışım . Herhalde şikayet olmuş, zaten 1 aydır imam ile de araları açıktı diyor. Bende dedimki geçen ay sabah namazına geldim ne imam nede müezzin vardı deyince, yine öyle hiç biri camiye gelmiyor cemaatten birisi kıldırdı namazı diye söyledi. Hatta müezzin istediğiniz yere şikayet edin demiş ne yapacağımızı bilmiyoruz dedi. Ve daha sonra inanamayacağınız bir açıklama geldi. Dedi ki; Kurban Bayramında namazı kıldırmaya imam gelmedi evine gidip aldık. İmam Müftü'ye kızıyor camiye gelmiyor, müezzin istediğiniz yere şikayet edin diyor, beni sabah namazında neden rashatsız ediyorsunuz evinizde kılsanıza diye köylü'ye söyleniyor. Amma bir tek şeyden asla imtina etmiyorlar, Ay başında maaş almaya... Ben bunu hak ettim mi, yoksa hak etmedim mi? sorusunu kendilerine sormuyorlar. Lojman bedava, Kahvede Çay bedava, Su Bedava, Elektrik Bedava, Mecburiyetten yapıp yapmadığını bilmediğimiz ibadeti de Rabbim biliyor... Ama maaşlar 2.000.TL.yabana atılacak para değil, Köy, Kasaba, Şehir farketmiyormuş bizzat arkadaşıma sordum. Ben bu ay bu kadar vakit namazı kıldırmadım, şu kadar az maaş alayım diyen bir İMAM gördünüz mü?...
23.07.2011 tarihinde H.Basri tarafından yazıldı.

İmza Toplandı

(Sallû halfe külle birrin ve fâcirin).. Aşağıda açıklayacağız. Cüneyt kardeşimize açık yürekliliği için teşekkür ederim. Biraz daha açık yazmasını dilerdim. Mesela Selami Hoca Hacca gitmek istediğini köylüye önceden söylemiş miydi? Pnca sene hizmet ettiği köy cemmati neden böyle davrandı?İmzayı kimler topladı? Olay siyasi miydi? Siyasetçilik bu köyde de mi var? Doğu'da acaip cemaatleşme vardı ben askerdeyken. Bir cemaat diğerinin camisine gitmezdi. Aynı mahallede bu yüzden 2-3 mescit aynı köyde 2 ayrı camii bile vardı. Şimdi bu cemaatleşme ve hizipleşme birleştireceği yerde bölmekte halkımızı. Nasıl particilik bölüyorsa cemaatçilik de bölmekte. İmamlara yafta takılıyor, MHP li İmam, AKP li İmam, Cematten İmam, Nur Talebesi İmam, Sayıları azalsa da AKP li İmam ( Çünkü onlar bir süre sonra müdür yardımcısı oluyor), Cübbelinin İmamı, Nakşi İmam, Birisi Kadiri, diğeri Nakşi olan Barzani ve Talabani ninin ülkesindeki gibi imamlar, Süleymancı İmam... Yahu arkadaşlar yazıktır günahtır nereden çıktı bu İmam beğenmeme huyu. Böyle tarikat işi mi vardı Peygamber efendimiz zamanında. Sizin cemaatiniz çok mu iyi biliyor Allah'ın Resul'ünden? Nasıl hesap vereceksiniz öldükten sonra fitnedir bu yahu. Peygamber (SAS) Hazretleri buyurdu ki: (Sallû halfe külle birrin ve fâcirin) "İyi olsun, kötü olsun, her imamın arkasında namaz kılın!" buyurdu. Çünkü, Peygamber olduğundan bildi ki, bu çeşit fitne kapısı bir açıldı mı, insanlara imam beğendiremezsin. Hepsi peygamber olsun diye ister imamını... Ondan sonra, kimse camiye gelmez. Herkes bir bahane bulur: İmamın burnu eğri, kaşı kalkık, ağzı yamuk, bilmem ne... Bir bahane bulur, camilerde cemaat kalmaz. İmza toplayanlar.... bunun vebali galiba üzerinize kalacak.
21.07.2011 tarihinde scetinkaya tarafından yazıldı.

köyde şöför çokk

yorum yapmayayım dedim ama tutamadım kendimi..Osman Hocam güzel yazmışsın eline-yüreğine sağlık... Yunus A.S. ne diyor : "Bin defa Hacca gideceğine bir gönlün içine girmeye bak"... Allahü Teala Kâbe’yi dostuna yaptırıp Beyt-i halili dedi, kalbi de aracısız ev yaptı Beyt-i celili dedi. Bu yüzden gönül yıkmak Kâbe’yi yıkmaktan daha ağır addedildi. Nitekim Kabe’nin hamuru taş ve toprak, gönlün ise sevgi dir. "Bak şu çeşmeye su içecek tası yok. Kırma insan kalbini, yapacak ustası yok" demiş yine bir büyüğümüz.. efendim : lafı çevre yolundan dolandırmanın alemi yok , kestirmeden girelim söze.. Bu köyün hal-ü hazırda emekliliği düşünmeyen bir imamı zaten vardı.Hepimizin çoluğuna çocuğuna Kur an okumayı öğreten , güvenilir , görevine sadık bir insandı. Herkes gibi O'da Allah ın beyt ine gitmeyi arzuladı ve resmi görevli gideceği taa bir sene önceden belliydi. Fakat arkasından nasıl olduysa … imza toplandı ,müftünün önüne dilekçe ile sunuldu. Müftü zaten 657’ye ikazdan başka bir şey yapamazdı. Ben olsam inad eder istemezdim emekliliğimi.. o kadar zoruna gitmiş olacak ki (ramazan bayramı sabahı hem zemzem içmeye hem de bayramlaşmaya gittiğimde karşımda gözyaşlarını tutamadı) ve şunu dedi : ÇOK ZORUMA GİTTİ…! Gitmesi de doğal hani. Kırılmış belli ki kalbi. Hem de çok kırılmış. Daha sonra Bilecik te inşaatlarda çalıştığını duydum , o zamandan beri de yüz yüze görüşmek kısmet olmadı. Ortada suç yok , suçlu yok. Hem bir suçu olsa dahi nerede kaldı hoşgörü ??? Nerede kaldı insanlık ??? Bence bu imza atanların ve imamın son nefeslerini vermeden önce helalleşmeleri mutlak gerekli. İmamın kalbi o kadar geniş ki , ben küsmedim diyor , ama duramazdım orada bu yapılandan sonra diyor. Şimdi soruyorum siz okuyan büyüklerime ve küçüklerime … - Siz olsanız dillere destan olan bu olay karşısında bu köye imam olmak ister misiniz istemez misiniz ? Daha sonrasında bir değerli imam kardeşimiz köye geldi. Senede bir defa gittiğim köyde imamla konuşulmayacak üslupta konuşuluyor , kişiliği zedeleniyordu . O da fazla durmadı zaten. Ardından mersiyeler okundu , ağıtlar yakıldı ama nafile  Hey Haattt, her canlı ölümü tadacaktır .. sen istesen de … istemesen de… ve mutlaka imam efendi o soruyu soracak musalla taşına koyulduğun zaman : -NASIL BİLİRDİNİZ ?????, İşte o zaman yalancıktan da olsa iyi bilirdik sözü kurtaramayacak belki bizi. “ne ekersen elinle-dilinle , o gidecek seninle”… Herkes imamlık yapabilir belki..Fakat liyakat (ehliyet) sahibi bir imam herkes tarafından sevilmese de mutlak gereklidir her köye. Mevla tez zamanda nasip eder İNŞAALLAH bu isteğimizi. Burada yazdıklarım bazı okuyanlara yada okuyanların okuyamayanlara anlattıkları kimselere ağır gelebilir. Maksadımı aşmak asla amacım olmasa da doğruları konuşmak maksadı aşmak olarak anlaşılabilir. Sürş-ü Lisan etti isem affola.
20.07.2011 tarihinde cuneytsol11 tarafından yazıldı.

İmam Yokluğu

Gerçek bir İmam Hikayesidir. Tabinin Hacı Amca'nın hikayesidir.Hacı amca aslında bir meddahtır ve insanları güldürmekte üzerine yoktur Günlerin birinde Hacılar köyünde imam yokmuş. Köylüler civar köylerden araştırmışlar lakin imam bulamamışlar. O zamanlar bizim salanda nahiye imiş, civardaki en büyük köymüş. Bundan dolayı medreselerde sağlam hocalar yetişirmiş. Civar köylerden çırak durmaya dahi gelirlermiş. Her neyse Hacılar köyünden iki kişi yayan bizim köye gelirler ve köyün girişindeki eve sorarlar. - yav dayı bu köyde imamlık yapacak biri varmı diye. O kişide biraz muzip bir adammış. Kendince Hacıyla dalga geçmek istemiş. O zat; yav hemşerim köyümüzde bu işi yapacak biri var evide şurada diyerek tarif eder. Hacılarlı garipler gelirler Hacının evine. Bundan sonrasını Hacı abi şöyle anlatıyor: Yav yeğenim hanım bulgur pilavı pişirip yufka ekmeğin üzerine dökmüş, yanına birde soğan kesmiş ki vay anam vay. Daha bir lokma almıştık. Mübarek açlıkta var. Pilav diyor ben tatlıyım, soğan diyor ben tatlıyım. Tam bu sırada kapıya bir vuran oldu, bir taraftanda eyvah dedim mutlaka misafir geldi. Sofradaki pilav zaten bize zor yetecek, misafir de gelir yerse aç kalırız diye düşündüm bir an. Her neyse kapıyı açtım, baktım iki adam hemen selamünaleyküm hocam dediler, girebilirmiyiz deyince bende mecburen buyur ettim. buyurun yemek yiyelim dedim usulen, Allahtan ; hocam bizim karnımız tok dediler. Fakat bana durmadan hocam diyarlardı. Merak ettim sordum, -hayırdır derdiniz nedir dedim. Onlarda durumu anlattılar. Bende dedimki sizi buraya kim gönderdi, onlarda falan adam deyince tabi ben durumu anladım. Fakat bunları gönderen zat biraz muziplik yapmış, bende bu gelenlere yapayım dedim. Hemde bu sayede biraz ekmek parası çıkartırım diye plan kurdum. Adamlara biraz naz yaptım. yav gardaşım nasıl olur bilmemki aslında çoktandır da hocalık yapmıyorum, unutmuşluğum olabilir dedim. Onlarda ; yav hocam hiç önemli değil sen yeterki gel dediler. Baktım iş ciddi. Hemen koyuldum pazarlığa. O zamanlar kimsede para yoktu, yapılan iş karşılığı buğday, üzüm gibi yiyecek erzaklar alınırdı. Ne vereceksiniz dedim. Onlarda yav hocam baştan iki çuval buğday garanti gerisinide köyde hallederiz dediler. Neyse adamlara fazla ümitte vermedim. Dedimki yav gardaşım hele siz bir gidin iki gün içinde gelirsem tamamdır, yok gelmezsem beni beklemeyin dedim. Adamlar aman hocam ne olur gelin bizi hocasız bırakmayın diyerek gittiler. Benim hanım adamlar gidince bana şöyle diyor. lan Hacı geçen çalgıcı olduydun şimdide hocamı olacan el alemi bizemi güldürecen. Bende yav hanım dur bi hele, bak bu işin sonunda erzak var, durumumuz zaten belli bir yıl çalışırım gerisini Allah bilir diyerek ikna etmeye çalıştım. Her neyse gerekli hazırlığımı yaptım ikinci gün yola çıktım. İşin ilginç tarafı bir iki sure haricinde hiçbir şey bilmiyordum. Hacılar köyüne vardım, köy odasına girdim selamün aleyküm dedim, ve aleyyküm selam hocam diyerek bana yer açtılar. Tabi bende kendime hoca süsü veriyordum. Biraz sohbet ettikten sonra kalacağım evi gösterdiler ve oraya yerleştim. Derken vakit geldi ezanı okudum cemaat yeni hoca gelmiş diyerek camiyi doldurdu. Bende hiç heyecanlanmadan namazı kıldırdım. Herkes Allah razı olsun hocam diyerek ayrıldı. Köy muhtarına dedimki, yav muhtar bizim erzak ne olacak. Oda aman hocam emrin olur iki seklem buğdayı Salandaya çıkartıyorum hemen daha sonrada ne gerekiyorsa yaparız dedi. Muhtarla anlaştık. Aradan daha 15-20 gün geçmeden benden biraz daha dini bilgisi iyi olanlar benim hoca olmadığımı anlamışlar ve nasıl yapalım da bu adamı kovalım diyerek çare düşünmeye başlamışlar. Tabi bende bir an önce kovulmayı bekliyordum. Çünkü iki seklem buğday bizim eve varmıştı. Köylü şöyle bir plan kurar, ulan bu yalancı hocayı korkutalım ve gitsin başımızdan bir dahada bu işe tövbe etsin derler. Adamın biri ikindi vakti öldü numarası yapacak ve cenaze yıkanacak, tabuta konulacak ve ertesi sabaha kadar camide bekleyecek, çünkü akşam vakti cenaze toprağa konulmazdı. Her neyse plan yavaş yavaş işler, adam öldü numarası yapar, aileside numaradan ağlar ve hocaya haber verilir. Gelip cenazeyi yıkasın diye. Hoca gelir ama bir yandanda çok korkar, çünkü daha önce başına hiç böyle bir şey gelmemiştir. Bu işi sadece yat kalktan ibaret zanneder. Zavallı hocam cenazenin başına gelir, su ısınmıştır euzu besmele çekerek yavaş yavaş suyu dökmeye başlar, döker ama bir yandan da cenaze sanki her an canlanacak gibi bir şekil alır. Vesselam yıkama işlemi biter ve kefeni giydirir, tabuta koyarlar. Doğruca caminin yolunu tutarlar cenazeyi camiye koyarlar ve cemaat dağılır. Bizim hocada evine döner akşamı ve yatsıyı cemaatle kıldığı için korkmaz. Neyse sabah olur ve erkenden ezanı okumak için camiye gelir kapıyı açar ve tabutu görünce tüyleri ürperir. Oda ne. Tabut gıcırdamaya başlar ve derken kapağı açılır. Bizim sahte hocada zaten durumu baştan beri biliyordur adam numara yapmaya devam eder. Tabuttan çıkmaya çılaşan kişinin üzerine öyle bir çullanırki ayağından yakalar ve -yahalayın la ölü kaçıyo diyerek tabuttan çıkmasına izin vermez. Adamcağız zaten sabaha kadar tabutta yatmış ve neredeyse altına kaçırmıştır. Hocayı korkutayım derken kendini tabuttan çıkarmaktan kurtaramaz. Bizim hoca tabi bu durumu daha fazla sürdürmez ve aynı gün ayrılır o köyden fakat kazançlı çıkan yine kendisi olmuştur. Epey bir zaman sonra haber alırki şakayı yapan kişi iki gün sonra gerçekten ölmüştür. İşte bizim Hacı abi böyle bir adamdır. Yıllar sonra avrupaya gitmiş hem kendini hemde ailesini kurtarmıştır o günlerden . Avrupadan da emekli olmuştur artık. Köyde yaşamaktadır. Kendisini saygıyla anıyorum.
20.07.2011 tarihinde scetinkaya tarafından yazıldı.

İmam Ataması Müftü Bey'de Biter

Diyanet İşleri Başkanlığı 1.122.203.000 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 783.047.000 DIŞİŞLERi BAKANLIĞI 562.643.000 BAYINDIRLIK VE iSKAN BAKANLIĞI 677.219.000 ULAŞTIRMA BAKANLIĞI 687.265.000 SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI 280.095.000 ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK. 249.296.000 KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 632.417.000 ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI 404.396.000 Bunlar ne mi? Bakanlık bütçeleri. Diyanet İşleri Başkanlığı en zengin kurum. Arkadaşlar; Camilerin coğunluğunu devlet degil sevap kazanmak isteyen vatandaslar yaptırır buna rağmen bu bütçeden düşülmez, yeni imam kadroları tesis edilmez, eksik kadrolar için hep geç kalınır, İmamlara özlük hakları verilmez, müftülerin iki dudağı arasına bırakılırlar, sağlıkları bozulur, nüftüden izin için kapıda beklerler, düşük ücret ödenir bu yüzden çoğu ek iş yaparlar. Küçük köylerde bi nebze rahattırlar. fakat Kurşunlu gibi köylerde sıkıntıları fazladır. Bunun çözümü yine Diyanettedir. Camilerin çoğunu yapmadığı halde bu kadar bütçe alıp İmam yetiştiremeyen ve ramazan aylarında cemaati İmamsız bırakan bu kurumda köklü değişiklikler yapılmasının zamanı geldi de geçiyor. Diyanet kaynaklı araştırmamdan elde ettiğim sonuca göre bir İmam tercih etmediği sürece köyünüze İmam gelmesi çok zor gözüküyor. 1710 kişinin ataması var yakında inşallah Kurşunlu'ya da atama olur.21/07/2011 tarihinde son başvuru var. Yani şu anda bunlardan başka İmam yok size gelecek. Şu anda Atamalar; sözlü ve uygulamalı sınav sonucu başarı sırasına göre, başarılı olan adaylar arasından, belirlenen kontenjan sayısı kadar, en yüksek puandan başlanmak suretiyle, adayların il tercihleri dikkate alınarak yapılacaktır.Adaylar, 15 il tercihinin dışında “Başkanlıkça Uygun Görülecek İllere” ibaresi olan seçeneği işaretledikleri takdirde tercih ettiği illerden birisine yerleşememeleri halinde re’sen atanabileceklerdir. İllere atamaları yapılan adayların il içerisindeki yer tespitleri, İl Müftülükleri tarafından “Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” çerçevesinde camilerin özelliklerine göre yapılacaktır. İl içerisinde yapılacak yer tespitlerinde, adayın sözlü ve uygulamalı sınavdan aldığı puan dikkate alınacaktır. Müftü Bey'de biter aslında işiniz. Kapısını aşındırmakta fayda var derim. Yoksa Kurban Bayra'mına da zor gözüküyor İmam atanması. Saygılar.
20.07.2011 tarihinde Deliormanlı tarafından yazıldı.

Durmak Yok Yola Devam

Ülkemizde 343 kişiye bir cami düşerken hastanelerde 870 kişiye bir doktor düşüyor durum normal midir? ibadeti düşünenler nasıl olurda ibadet edenlerin sağlıklarını düşünmez? ülkemizde 343 kişiye bir cami düşerken 60 bin kişiye bir hastane düşmesine nasıl bakıyorsunuz? yok hiç de garip değil. hakın % 90 ının müslüman olduğu. ama ancak % 5 inin kuranı okuduğu ve sadece % 1 kadarının anladığını düşünürsek. gayet normal bir durum. minareler neşter kubbeler başlık mıdır? camiler hastane müminler doktor mudur? Türkiye'de kaç okul var? 67 bin... Kaç hastane var? 1220... Kaç sağlık ocağı var: 6 bin 300... Peki kaç cami var? 85.000 Kardeşlik Açılımı var ya AKP'nin; Pekiii; Peki kaç kilise var? 270... Kaç cemevi var? 100. Türkiye'de kaç doktor var? 77 bin... Peki kaç din görevlisi var? 90 bin... Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var. Türkiye'de kaç kütüphane var? 1435... Almanya'da kaç kütüphane var?11 bin... Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var? 13... Kaç kentte kuran kursu var? 81... Bu kursların toplam sayısı kaç? 3852... Türkiye'de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var. Peki kaç tane "cami yaptırma derneği" var? 35 bin... 2,165,143 İmam Hatip mezunu varken bu İmamlar nerede? 80,000 camii var 90,000 din görevlisi var peki neden Kurşunlu Köyü camiisinde İmam yok? Bu normal bir durum mudur? 10,000 İmam tatilde midir? Hayır çünkü hükümet onları 93 veya 10, müdür olarak başka yerlere atadı. Kurşunluuu ses veerr.. Daha çok bekleyeceksiniz.. Osman Bey'in verdiği örnek gibi; Bir The İmam bulmalısınız. Durmak yok Yola Devam..
20.07.2011 tarihinde gonul tarafından yazıldı.

Bu içerik bugün 4 kez, toplam da 590 kez okundu.