








Ramazanda teravih namazına gidilecekse ( ki mutlak gidilecektir ) kahveye en yakın camiyi de seçmek gerekir. Tabii ki bu da yetmiyor. Caminin namaz bitiminde iki kapısı birden açılmalı ki cemaat çabuk çıkabilsin camiden. Artısı da var. Namazı kıldıran imam efendi kısa surelerle rekatları tamamlasın ki diğer camilerden evvel bitiversin teravih namazı.

Bütün bu acele neden? Kahvede Gençlik Spor Kulübünün tombalası var. En önden, okuyucunun yanından yer kapılması gerekiyor. Numaralar iyice duyulsun da birinci çinko diye bağırıldığında yanlışlığa yer kalmasın. Çıkan numaraları okuyan okuyucu ;
8, 12, 26, 38, 65 diye bağırdığında ;
- Hop hemşehrim, gözüne gözlük, kulağına makine. 65 henüz torbada, azarı işitilmesin.
Yüksek kahvede yüzük oyunu oynamakta iki takım. Aman, şu yandaki fincanı kaldırma kardaşım. Ben ondan pek şüpheliyim. Selvetlerin Osman’ı ona dik dik bakarken gözledim. Yüzük mutlak onun altında. Şehir kulübünde cıgara dumanından göz gözü görmüyor. Kasabanın ekabir takımı oruçlarını açmış, kıravatlarını , takım elbiselerini çıkarıp, yanıkta bu gece şanslarını yoklamaya gelmişler.
Çakır Dayı son kontrollerini yapmakta kaytan ipli ramazan davulunun. Bu gece sıra kaya mahallesinin. Mani kitabını tekrar gözden geçirmeli ki bahşişi bol almalı.
Baltalı Gadi teravih namazından çıkıp komşudaki çay muhabbetine gidilen evdeki çocuklara masal anlatmakta. Masal ki evvelinden hiç duyulmamış. Halkadaki çocuklar patlamış mısırları yerken etrafa saçmakta heyecandan.
Geçenlerde gurbetteki bir dostum;
Ramazanın onbeşinden sonra izin alıp geleceğim kasabaya, diyordu.
Neden bayramda değil de, ramazanda, deyince;
Pide kuyruğuna girip eski günleri yaşamak istiyorum, demişti.
O günler eskilerde kaldı, dedim. Şimdi üç fırın, bilmem kaç bakkal var pide satan. Kuyruk nerede kaldı?
Sen orasını kayırma be abi, dedi. Biz üç arkadaş gider, fırının önünde kuyruk yaparız, eski günleri yaşarız tekrardan.
Çakır Dayı dedik ya, ramazan ayının en renkli, en olmazsa olmaz adamıydı Çakır Dayı. Evin önüne gelir hüzzam makamından;
Davulumun ipi kaytan
Sırtımda kalmadı mintan
A benim Süleyman beyim
Acele keseye davran
Manisini söyler, bahşişi cebine koyar, başka bir eve mani okumaya giderdi. Öyle bayramda bir elde davul, bir elde eşeğin ipi gezen davulcular yoktu o zamanlar. Manisiz bahşişin, Çakır Dayısız ramazanın tadı olmazdı.
Basma dükkanımız vardı o günlerde. Manifatura, konfeksiyon satan yerlere basma dükkanı demek adet olmuş. Kitapçı Ali Dere ,o nüktedan adam dükkan komşumuzdu. Arife günü dükkan kapısından içeriye seslenir;
- Hüseyin efendi, yengene pilavlık gidecek bu akşam. Beğendiğinden dört metre kes, hazırla ki sahurda pilav yemeğe yüzümüz olsun…

Dört metre şalvarlık basma, akşam iftarlarını, gece sahurlarını hazırlayan hanımlara götürmek adettendi. Şalvarlığın adı pilavlık.
Yaşı tutmayan çocuklara;
Sen öğlende birkaç lokma yemek, biraz da su iç. Öğleden sonra tekrar akşama kadar tutarsan, seninki iki gün olur. Biz bir tutuyoruz, sen iki. Gülersin değil mi köftehor. Sevabı bizden çok aldığından gülersin değil mi?
Ekmekçi Fehmi kasabanın tek fırıncısıydı. Tatar göçmeniydi. Şimdiki Belediyeye giden yoldaki ufacık fırınında akşamları sıcak pide almak için kuyruk yapılır, sen önce gelmiştin, ben önce gelmiştim kavgaları oruçlu olmanın gereklerinden sayılırdı. Yumurtalı pide yaptırmak isteyenler, ellerinde yumurtalarıyla sıra bekler, top atıldığı zaman koşa koşa ancak evlerine yetişirlerdi.
Mukabele okumaya dışarıdan hocalar misafireten gelirlerdi. Kasabanın varlığı kendine elverir insanları tüm imam ve müezzinleri otuz ramazan sırayla iftarda misafir ederler, yabancı hocaların sahur yemeklerini de evin çocukları ile kaldıkları yerlere gönderirlerdi. Akşam namazlarının ramazan ayında camilerde cemaatla kılınmayışı bizde o günlerden kalmıştır.
Haber 11 sitesinde “ Tombala yasak, oynayana da, oynatana da ceza kesilecek “ yazısını okuyunca bunlar geldi hatırıma.
Gıli Mustafa’ nın sıtma görmemiş sesi ;
RAMPAPA DOKSAN !..........
Erol ERKEN©CopyRight
© CopyRight By Kursunlukoyu.org 2011
Her Hakkı Saklıdır
Sitedeki İçerikler Kaynak Gösterilse Dahi İzinsiz Alınıp Yayınlanamaz.
Bu site içeriğindeki tüm materyaller, video, yazı, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup, kursunlukoyu.org'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz, her ne sebeple olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz