








Sizler benim gerçekleşen rüyalarım
Kabul olunan dualarımsınız.
Ali Ulvi Kurucu
Büyük bir mütefekkir “ Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur.” Der. Bu herkes için çok önemli bir düstur olmalıdır. Ancak mesele, böyle söylemek veya onu dile dolamakla bitmez ; asıl mes’ele onu temsil edebilmektir.
Bu sözler bana ait değil. Zamanın bir Allah Dostu etrafındaki bir avuç insana sohbet ederken onlara sevgiyi, hoşgörüyü anlatırken onlara muarız olanlara nasıl davranmaları konusunda söylemiş bu sözleri. Ve bu muhabbet fedaileri boy verip yetişince ömrünü Medine-i Münevvere’ de geçirmiş bir büyük insan, Ali Ulvi Kurucu merhum onlara böyle hitap etmiş;
Sizler benim gerçekleşen rüyalarım,
Kabul olunan dualarımsınız.
Son günlerde Kurşunlu köyü sitesindeki The İmam, Ses Ver Kurşunlu, Aranan İmam Bulunmuştur yazıları ve yorumlarını okurken Mecelle’ deki bir hüküm geldi aklıma. Malum, Mecelle 1868-1878 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa ve önem sırasıyla yedi zevattan oluşan bir kurul tarafından hazırlanan bu günkü tabiriyle Medeni Kanundur. 1926 yılında yürürlükten kaldırılmış ve yerine Medeni Kanun kullanılmaya başlanmıştır.
“ Kelamın imali, ihmalinden evladır.” ( Biz Ali Ekrem gibi açıklamayı H. Basri’ ye yüklemeyip kendimiz yapalım.)
“ Söze bir anlam vermek, sözü yok saymaktan iyidir.”
Ali Ekrem’ in “ Sureti aslından fazla “ tabiri pek hoşuma gitti. Maşallah, yorum yazan kardeşlerimiz yazının aslından çok daha uzun yazı yazmışlar. Kalemlerine kuvvet. Biz yıllardır Kurşunlu’ lu kardeşlerimizi yazmaya teşvik eder dururuz, netice alamamışız.
Demek ki bu güne kısmetmiş.Ama gönül isterdi ki bu yazılar sadece yorum yazıları olarak kalmasın. Scetinkaya, M. Deliorman, Tarkan Deliorman, H. Basri, Cüneyt Sol, O. Güven, Gonul ve sayamadığım birçok yazarlarımızı ön saflara bekliyoruz. Malum, imamın arkasında imamete ehil olanlar durmalıdır. Eh, bu kardeşlerimiz de ehliyetlerini ispat ettiklerine göre buyursunlar ön saflara.
Bir imam hikayesi de ben anlatmak istiyorum izniniz olursa. Ben bu “ izniniz olursa “ deyimini pek sık kullanırım. Nedeni, izin veren, okumaya mecbur kalıp yarıda bırakmaz yazımızı da ondan. Hikaye Ahmet Şahin Hocamdan nakil.
Sünbül Efendi 1452-1529 yılları arasında İstanbul’ un büyük velilerindendir. Esas ismi Yusuf Bin Ali’ dir. Sünbül Sinan diye şöhret bulmuştur. Yavuz Sultan Selim’e; Ey muzaffer sultan, İnşallah-ü Teala, Cenab-ı Hak Mısır’ın fethini sana müyesser edecektir, diye müjde verdiği mübarek bir zattır.
Bir ara Balıkesir’e giden İstanbul’un büyük velisi, bir Cuma namazı sonunda kürsüye çıkar, adeti üzere gözlerini yumarak başlar konuşmaya. Onun aleminde cemaat pek yoktur. Kapadığı gözleriyle belki de bizim henüz müşahede edemediğimiz alemlere dalıp gitmiştir.
Ne var ki, iş zamanı olduğundan cemaat bir, iki derken camiyi tümüyle terk eder, bağına, bahçesine dağılırlar. Kimsecikler kalmaz ortada. Tek başına kalan müezzin de bu defa caminin anahtarlarını alır, kürsüye yaklaşır;
- Efendi Hazretleri, şu anahtarı alın da çıkarken camiyi kilitleyin, anahtarı da yandaki eve bırakın, ben de gidiyorum, der.
- Sünbül Efendi hiç istifini bozmaz. Anahtarı alır, ve vaazına devam eder.
İkindi namazı için dönüp gelenler, Sünbül Efendi’nin boş camide halen vaaza devam ettiğini görür, hayretle sorarlar;
- Camide kimsecikler yok, kime vaaz ediyorsunuz, nefesinize yazık değil mi? Sizi kimsecikler dinlemedi ki?
Büyük veli, ihlasla cevap verir;
-Yanılıyorsunuz, Allah’ın dinleyen kulları sadece
insanlardan ibaret değildir. İnsanlardan daha çok ruhaniler vardır. Ben sizin boşalttığınız yeri onların doldurduğunu müşahede ettim. Şimdiye kadar hep onlara hitap ettim, asla boş yere nefes tüketmiş değilim, üzülmeyin.
Evet, ihlas böyledir işte. İnsanların alkışı veya terki mühim yer tutmaz. Allah rızası varsa ruhanilerin alkışlayacağı düşünülür. Hizmete, ibadete devam edilir.
Haccac-ı Zalim’in zulmünden şikayet edip, ona Hazret-i Ömer devrini örnek veren bir tabiine Haccac’ın verdiği cevap çok enteresandır.
Sizler Hazret-i Ömer’in devrindeki insanlar olsaydınız ben de onun adaletini uygulardım mutlaka…
Tenkit, yanlışları düzeltmede ne çok gereklidir. Aynayı icat eden en büyük münekkittir, demişti aklı erenlerden biri. Ve bir Hint hikayesi anlatmıştı arkasından;
Hindistan’da akademiyi bitirip ressam olan bir genç zaman sonra kendince güzel bir tablo yapıp hocasına götürmüş.
- Hocam, resmimi nasıl buldunuz, fikrinizi almak istiyorum.
- Bak evladım, demiş hocası. Sen şimdi bu resmi al, Delhi’nin büyük meydanı var ya oraya götür, bir yerde sergile. Yanına bir de kırmızı kalem ve bir yazı koy. De ki;
Lütfen bu resimdeki hataları kırmızı kalemle işaretleyin, işaretleyin ki ben de hatalarımı göreyim.
Bir hafta kalıyor resim Delhi’nin büyük meydanında. Bir hafta sonra giden ressam bir de ne görsün. Resmin her yanı kırmızı kalemle işaretlenmiş…
Büyük bir hüzünle resmi alıp gidiyor hocasının yanına. Hocasında hiçbir telaş emaresi yok.
- Bak evladım, diyor. Sen tekrar bu resmi al, aynı meydana götür, yanına birkaç fırça, birkaç renk boya koy, ve bir de yazı yaz resmin yanına;
- Lütfen kırmızı kalemle işaretlenen hataları yanındaki fırça ve boyalarla düzeltir misiniz ?
Sonuç; Resim aynen kalıyor kırmızı kalem işaretli haliyle…
Hocası şu üç nasihatı yazıp veriyor talebesine kulağına küpe olsun diye;
1- Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın.
2- Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.
3- Sakın emeğini bilmeyenlere sunma, ve asla bilmeyenle tartışma.
Gelin, bir muhabbet fedaisi de biz olalım, husumete vakti olmayan. Gülü, gül ile tartalım hikayesinde olduğu gibi elimizdeki mücevheri demirciler çarşısına değil. Antikacılar çarşısına götürelim.
Hayali’nin dediği gibi;
CÜMLENİN MAKSUDU BİR AMMA, RİVAYET MUHTELİF...
Nabi ilave etmiş şiire,
SİTEM HEP AŞİNALARDAN GELİR, BİGANELERDEN GELMEZ …
Erol ERKEN©CopyRight
© CopyRight By Kursunlukoyu.org 2011
Her Hakkı Saklıdır
Sitedeki İçerikler Kaynak Gösterilse Dahi İzinsiz Alınıp Yayınlanamaz.
Bu site içeriğindeki tüm materyaller, video, yazı, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup, kursunlukoyu.org'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz, her ne sebeple olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz.