








Zamanın birinde antika eşya toplamaya meraklı arkadaşım köyden birine eski bir el terazisi siparişi vermiş. Bizim çocukluğumuzda pek kullanılan bir tartı aleti idi o teraziler. Eline alıp biraz yukarıya kaldıracaksın. Ispanağı, domatesi koyacaksın bir kefeye. Diğerine bir okkalık ağırlık. Ispanağın olduğu taraf biraz ağdıracak ki hak geçmeye. Ahirette hesabı pek mühim.
Parkın içinde karşılaştık. Beze sarılı teraziyi uzattı. Teşekkürle aldı arkadaşım. Üç çay içtik. Hacı amca merakından sordu;
- Teraziyi ne yapacaksın yeğenim?
- Gül tartacağım…
Hacı amca tavrını hiç değiştirmeden, hiç hayret emaresi göstermeden boynunu eğdi;
“GÜL ALIRLAR, GÜL SATARLAR.
GÜLÜ, GÜL İLE TARTARLAR”
Diye söylendi, kendi duyacağı kadar bir sesle.
Şimdi düşünüyorum da biz olsak burada gül yetişmediğinden, bu terazi ile gül tartılamayacağından, benimle dalga mı geçiyorsun teranesinden başlayarak adamı bir dövmediğimiz kalırdı.
Hep hayranlıkla anlatmışımdır bu hikâyeyi köylü amcamızın hoş görüsünü örnek göstermek için. Belki ondaki bu gül muhabbeti ilgili bir hadisi bildiği içindir dedim.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gül gördü, onu aldı, öptü, gözünün üzerine koydu ve
“Gül, Allah’ın (C.C) muhabbetinden bir parçadır. Allah’ın (C.C) cemalini temaşa etmek isteyen kırmızı güle baksın.” dedi.
Çok sevdiğim, oturduğumuzda muhabbetinden istifade ettiğim bir arkadaşıma son zamanlarda bir hal oldu. Her karşılaştığımızda sevdiğim insanları hakarete varan cümlelerle kötülemek gibi bir huy edindi. Düşünüyorum da mesele terazide diyorum kendimce. Terazini bir kefesine gülü koyuyorsun, diğer kefesine bir okkalık ağırlığı. Gülün cürmü ne ola ki okkanın karşısında ağdırsın.
Bu sadece bir örnek. Bunu çoğaltıp hepimizin hayatına bakalım. Ölçülerimiz ne kadar farklı.
Ben dostlarımı karşılıksız sevmeye çalışıyorum. Dünya menfaatlerini ölçü tutarak değerlendirmiyorum onları. Hani Cenab Şahabettin’in;
“Yalnız seni sevenleri sevmek muhabbet değil mübadeledir” dediği gibi. Terazinin bir kefesine muhabbeti, sevgiyi, dostluğu, hoşgörüyü koyuyorum. Diğer kefesine sevmek istediğim insanı. Bazıları eşit geliyor, bazıları hafif. Ağır gelenler başımın tacı. Onlarda öğreneceğimi örnek alacağım, kendime rehber yapacağım o kadar çok şey buluyorum ki…
İşte, onlar gül alıp gül satanladır. Ve de gülü, gül ile tartanlardır. Siz hala gülü okka ile tartmaya devam ediyorsanız vazgeçmenizi tavsiye ediyorum âcizane.
Gelin birer kırmızı gül dikelim gönül bahçemize. Sonra götürüp satalım gül pazarında değer fiyatına. Ama mutlak gülü, gül ile tartanlara satalım, olmaz mı?
Erol Erken© CopyRight
© CopyRight By Kursunlukoyu.org 20008
Her Hakkı Saklıdır
Sitedeki İçerikler Kaynak Gösterilse Dahi İzinsiz Alınıp Yayınlanamaz.
Bu site içeriğindeki tüm materyaller, video, yazı, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup, kursunlukoyu.org'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz, her ne sebeple olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz