30.01.2011 tarihinde yapılan Köy toplantısında alınan karara göre, her yıl geleneksel olarak değişik tarihlerde kutlanan Hıdrellez bu yıl, 15 MAYIS 2011 tarihinde PAZAR günü kutlanacaktır.
Hıdrellez tarihlerinde bir süreklilik olması için de aşağıdaki gibi bir takvim belirlenmiştir.
Bilgilerinize rica ederim.

Behzat GÜLTEKİN
Kurşunlu Köyü Muhtarı
Kurşunlu Köyü, Çevreyi Koruma, Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği Başkanı
Hıdrellez Yardımları başlamıştır.
Etkinliklerde kullanılacak malzemelerden "ET" kısmen, diğerlerinin tamamı karşılanmıştır. Katkıda bulunmak isteyen yardımseverler, lütfen aşağıdaki telefonları arayınız.
Telefonlar:
0 542 747 68 32
0 228 411 30 58
Yardım Yapan Hemşehrilerimiz
2011 yılı Hıdrellez etkinliklerinde kullanılan malzemelerden, 1 Ton Bulgur ve 10 Teneke Yağ, Bu yıl Umre ziyaretlerini yapma kararı alan köyümüz eşrafından, Şefika - Salih KOCAKENAR tarafından taahhüt edilmiş ve tamamı karşılanmıştır. Cenab-ı Allahtan hayırlarının kabulünü tüm kalbimizle diliyoruz.
****
2011 yılı Hıdrellez etkinliklerinde kullanılan malzemelerden, Eskişehir'de ikamet eden Köyümüz eşrafından Rahmetli Gakçı Selim'in Küçük Kızı Nazile Hanım ve Ailesi 1.000 Adet Ayranı almayı taahhüt etmişlerdir. Cenab-ı Allahtan hayırlarının kabulünü tüm kalbimizle diliyoruz.
****
2011 yılı Hıdrellez etkinliklerinde kullanılacak malzemelerin alımında katkıda bulunan, bağış yapan, ancak dini ve insani hassasiyetlerinden ötürü isimlerinin açıklanmasını istemeyen hayır sahiplerine çok teşekkür ediyor, Cenab-ı Allahtan hayırlarının kabulünü tüm kalbimizle niyaz ediyoruz.
****

2011 yılı Hıdrellez etkinliklerinde kullanılacak malzemelerin alımında katkıda bulunan, bağış yapan, ancak dini ve insani hassasiyetlerinden ötürü isimlerinin açıklanmasını istemeyen 2 hemşehrimiz ihtiyaç duyulan ayran miktarını
karşılamışlardır. Cenab-ı Allahtan hayırlarının kabulünü tüm kalbimizle niyaz ediyoruz.
Etkinliklerde kullanılacak malzemelerden "ET" kısmen, diğerlerinin tamamı karşıkanmıştır. Katkıda bulunmak isteyen yardımseverler lütfen aşağıdaki telefonları arayınız.
Telefonlar:
0 542 747 68 32
0 228 411 30 58
Hıdrelleze Farklı Bir Gözden Bakış
Türk halkları ve özellikle Aleviler arasındaki 5 Mayıs HIDRELLEZ kutlamaları Kur'an-ı Kerim'de KEHF Sûresi (18/60-82) âyetlerinde anlatılan olaya dayanır.
Ancak benzer olaylar Gılgamış Destânı, Büyük İskender ve Yahudiler'in İlyas efsânesinde de yer alır.
Rivayete göre, Musa Aleyhisselam Yahudiler'i Firavun'dan kurtardıktan sonra bir gün onlara vaaz ederken. bir Yahudi, "Ya Kelimallah (Allah'ın kelâmını dile getiren), yeryüzünde senden daha hakîm, hikmet sahibi, bilgili bir insan var mıdır?" diye sormuş. Musa da peygamber olmasından güç alarak "Hayır" demiş. Bunun üzerine kendisine "Mecma-il Bahreyn'de (iki denizin birbirine kavuştuğu yer) ledün ilmine (gizli ilimler) mazhar olmuş bir kulum var. Şakirdinle (müridin, taleben) birlikte oraya git. Rehber olarak ta yanına kurutulmuş, tuzlanmış balık al," diye vahiy gelmiş. Musa yanına Yuşa bin Nun adlı kişiyi de alarak yola çıkmış. Yuşa'ya "Balığı nerede kaybedersen, bana haber ver," diye tembih etmiş. HANİ MUSA ŞAKİRDİNE, "BEN MECMA-İL BAHREYN'E VARINCAYA KADAR DURMAYACAĞIM. BELKİ varıncaya kadar UZUN YILLAR GEÇİRECEĞİM," DEMİŞTİ. (Kehf Sûresi - 60)
Bir hayli gittikten sonra su kenarı bir yerde konaklamışlar. Orası aslında Mecma-il Bahreyn imiş ama farkında değillermiş. Yuşa azıklarını ve tuzlu balığı suyun kenarında bir kayanın üzerine bırakmış. Ve Musa uyuyup dinlenirken elini yüzünü yıkamak istemiş. Yukanırken bir kaç damla su kuru, tuzlu balığın üzerine sıçramış. Suyun değmesi ile balık canlanıp suya atlamış. VAKTA Kİ, İKİ DENİZİN BİRLEŞTİĞİ YERE ULAŞTILAR, BALIKLARI UNUTTULAR. BALIK DENİZE ATLAMIŞ, BİR DELİĞE DOĞRU YOL ALMIŞTI. (61) Ama Yuşa bunu uyanınca Musa'ya söylemeyi unutmuş!..
VAKTA Kİ mecma-il Bayreyn'i GEÇTİLER, MUSA ŞAKİRDİNE "KUŞLUK YEMEĞİMİZİ GETİR DE YİYELİM, BU YOLCULUKTAN HAKİKATEN YORGUN DÜŞTÜK, " DEDİ. Şakirt, "GÖRDÜN MÜ?" DEDİ, "BİZ O KAYANIN YANINDA BARINDIĞIMIZ ZAMAN BALIĞIN HALİNİ SİZE SÖYLEMEYİ UNUTTUM. ONU SİZE HATIRLATMAYI BANA HERHALDE ŞEYTAN UNUTTURDU. BALIK DENİZDE ACİP (acaip) BİR YOL AÇARAK GİTTİ." (62-63)
MUSA, "İŞTE BİZİM ARAYACAĞIMIZ BU İDİ. Balık bize yol gösterecekti." HEMEN İZLERİNİ TAKİP EDEREK GELDİKLERİ YOLDAN GERİ DÖNDÜLER. (64)
ORADA KULLARIMIZDAN ÖYLE BİR KUL BULDULAR Kİ, ONA TARAFIMIZDAN BİR RAHMET VERMİŞTİK. VE NEZDİMİZDEN KENDİSİNE BİR İLİM ÖĞRETMİŞTİK. (65)
Kur'an-ı Kerim'de bu kişinin adı geçmez. Rivayete göre bu kişi Hızır Aleyhisselam'dır. İlyas diyenler de vardır. Başta Bayzavî olmak üzere...
Musa bu kişiyle karşılaşınca selam vermiş. O da, "Selam, ey İsrailoğullarının peygamberi," diye cevap vermiş. Musa, "Benim peygamber olduğumu sana kim haber verdi?" diye sormuş. Adam, "Yerimi sana bildiren," demiş.
Bunun üzerine bu kişiye hayranlık duyan MUSA, "SANA ÖĞRETİLEN HAYIR VE RÜŞT İLMİNİ BANA ÖĞRETMEN ŞARTIYLA, SANA TÂBİ OLABİLİR MİYİM?" DEDİ. O, "SEN BENİMLE BULUNMAYA SABREDEMEZSİN. İLMİNİN İHATA ETMEDİĞİ (kapsamadığı) BİR ŞEYE NASIL SABREDEBİLİRSİN?" DEDİ. MUSA, "İNŞALLAH BENİ SABREDİCİ BULURSUN. HİÇ BİR İŞTE SANA KARŞI GELMEM," DEDİ. (66-69)
O, "ŞAYET BANA TÂBİ OLURSAN, ne olursa olsun, ne yaparsam yapayım, SANA HAKİKATİ SÖYLEYİNCEYE KADAR BANA HİÇ BİR ŞEY SORMAYACAKSIN," DEDİ. (70)
Musa kabul etti... BUNUN ÜZERİNE İKİSİ KALKIP deniz kenarına GİTTİLER. BİR GEMİYE BİNDİLER. Ama bir süre sonra bu kişi birbalta alıp GEMİYİ DELDİ. MUSA, "İÇİNDEKİLERİ SUDA BOĞMAK İÇİN Mİ GEMİYİ DELDİN? GERÇEKTEN FENA BİR İŞ YAPTIN," DEDİ. O, "BEN SANA, BENİMLE BULUNMAYA KATLANIP SABREDEMEZSİN, DİYE SÖYLEMEMİŞ MİYDİM?" DEDİ. MUSA, pişman olup UNUTTUĞUM ŞEYLE BENİ MUAHEZE ETME (kınama). İŞİMDE BANA GÜÇ BİR ŞEY TEKLİF ETME," DEDİ. (71-73)
Sonra KALKIP bir köye GİTTİLER. NİHAYET BİR OĞLAN ÇOCUĞA RASTGELDİLER. O HEMEN ÇOCUĞU ÖLDÜRDÜ! MUSA dayanamayıp "BÖYLE günahsız TEMİZ BİR NEFSİ BİR NEFSE KARŞI OLMAKSIZIN (kısas gerekmediği halde, haksız yere) NASIL ÖLDÜRDÜN? GERÇEKTEN SEN ÇOK KÖTÜ BİR İŞ YAPTIN," DEDİ. O, "BEN SANA BENİMLE BULUNMAYA SABREDEMEZSİN, DİYE SÖYLEMEMİŞ MİYDİM?" DEDİ. MUSA sorduğuna pişman olup "ŞAYET BUNDAN SONRA SANA BİR ŞEY SORACAK OLURSAM, ARTIK BENİMLE ARKADAŞLIK ETME. ZİRA, TARAFIMDAN ÖZRÜ NİHAYETE ERİŞTİRDİN. Artık mâzur görülecek yanım kalmadı," DEDİ. (74-76)
ORADAN KALKIP GİTTİLER. HİHAYET BİR KASABAYA VARDILAR VE AHALİSİNDEN YİYECEK İSTEDİLER. FAKAT HALK KENDİLERİNİ MİSAFİR ETMEKTEN KAÇINDI. Vermedi. ORADA YIKILMAYA MÂİL BİR DUVAR GÖRDÜLER. O BUNU DERHAL tamir edip DOĞRULTUVERDİ. MUSA dayanamadı, "Bu ahali bize yiyecek bile vermedi. DİLESEYDİN, hiç değilse ELBET BUNA MUKABİL BİR ÜCRET ALIRDIN," DEDİ. (77)
O, "İŞTE ARTIK BU BİRBİRİMİZDEN AYRILMA VAKTİDİR. ŞİMDİ SANA zahirde kötü görüpte SABREDEMEDİĞİN ŞEYLERİN yaptıklarımın İÇ YÜZÜNÜ HABER VEREYİM," DEDİ. (78)
- "O delik açtığım GEMİ GEÇİMLERİNİ DENİZDE GEÇİMLERİNİ TEMİN EDEN BİR TAKIM YOKSULLARINDI. Gemiyi delerek KUSURLU YAPMAK İSTEDİM. ZİRA ARKALARINDA HER SAĞLAM GEMİYİ GASPEDEN BİR HÜKÜMDAR VARDI." (79)
- "O öldürdüğüm mâsum yüzlü güzel OĞLANIN DA kendisi ileride kâfir olacaktı, ama EBEVEYNİ MÜMİNDİLER. ONUN BUNLARI TUĞYÂN VE KÜFRE SÜRÜKLEMELERİNDEN KORKTUK! İSTEDİK Kİ, RABLERİ ANA VE BABASINI BUNUN YERİNE DAHA HAYIRLI, DAHA PÂK (temiz), MUTTAKİ (itikat-inanç sahibi) VE MERHAMETÇE ONDAN DAHA YAKININI VERSİN." (80-81)
- "VE DOĞRULTTUĞUM, tamir ettiğim DUVAR ŞEHİRDE İKİ YETİM ÇOCUĞUNDU. ALTINDA ONLARA AİT BİR DEFİNE VARDI. BABALARI SALİH BİR KİMSEYDİ. BU SEBEPLE RABBİN İKİSİNİN İLİM VE RÜŞDE ERMELERİNİ VE ondan sonra BU DEFİNEYİ ÇIKARMALARINI İSTEDİ. Daha önce duvarın yıkılıp ta definenin ortaya çıkmasını, başkalarının eline geçmesini istemedi. BU RABBİNDEN BİR MERHAMETTİ. BEN BUNLARI KENDİ REYİMLE (tercihimle, kararımla) YAPMADIM. Allah'ın emrine uyarak, onun gerçek bir kulu olarak yaptım. İŞTE SENİN SABREDEMEDİĞİN ŞEYLERİN İÇYÜZÜ!" dedi. (82)
Bu bizim HIZIR diye bildiğimiz zâtın Kur'an-ı Kerim'deki kıssası... İşin enteresanı Kehf Sûresi'nde hemen bu noktadan sonra ZÜLKARNEYN'in kıssası geliyor. Kendisine kudret verildiği, önce Batı'ya, sonra Doğu'ya gidip hükmünü geçirdiği anlatılıyor. Bu zatın BÜYÜK İSKENDER olduğu rivayet edilir. Bu konuda pek çok müslüman ve Türk eser vermiştir..
Enteresan olan nokta şu ki, İSKENDER'in de bir dirilen balık hikâyesi var. Ama önce GILGAMIŞ DESTANI'ndaki bölümü anlatalım.
Arkadaşı Engidu'nun ölümüne çok üzülen Gılgamış, bir nehirlerin buluştuğu yerde oturan ve kendisine ebedî hayat bahşedilmiş olan Utnapiştim'i bulmak için yola çıkar. İnsanı ölümden kurtaracak Hayat Otu hakkında ondan bilgi almak ister. Destan'ın ana fikri ölümsüzlük aramak yerine, insanın ömrünü iyiliklerle geçirmesi gerektiğidir.
Süryanî edebiyatında manzum bir İskender destanı vardır. Orada İskender'in aşçısı ebedî hayat kaynağını arayan İskender'e refakat etmektedir. Yolculukları sırasında bir gün aşçı tuzlu bir balığı suda yıkarken balık canlanır ve kaçıp gider. Andreas balığı yakalamak için suya atlar ama tutamaz. Ama kendisi de ölümsüzlüğe kavuşur. Sonradan bunu farkeden İskender bu menbaı arar, ama bulamaz.
Yahudi efsânesine gelince, İlyas ile haham Yeşuş ben Levi'nin birlikte ettikleri seyyahati anlatır. Yeşuş İlyas'a tıpkı Hızır'ın Musa'ya koştuğu gibi şartlar koşar. Benzer davranışlarda bulunur. Yani Efsane'deki Yeşuş, Kur'an'daki Musa'dır.
HIDRELLEZ aslında HIZIR ve İLYAS kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir... Böyle iki ayrı muhterem zâtın varlığını kabul eden Türkler, ölümsüzlüğe ulaşmış diye kabul ettikleri bu iki zâtın her yıl bir defa buluştuklarına inanırlar. İlyas'ın denizlere, sulara; Hızır'ın da karalara hükmettiği söylenir. Buluştukları o günde tabiatın yeniden hayat bulduğu, canlandığı düşünülür. Tabiattaki bu değişiklikten kendileri de yararlanmak için kendi dileklerini de dile getirirler.
İLYAS Aleyhisselam ise Kur'an-ı Kerim'de En'am Sûresi (85-90) ve Saffat Sûresi'nde (123-132) geçer. Hakkında fazla bilgi yoktur. Rivayete göre hükümdar Ahab zamanında yaşamıştır. Ahab, İlyas'ın yolundan gidiyor, fakat karısı izabel ve İsrail halkı Baal denen puta tapıyordu. Günün birinde Ahab, putlara tapan kralların da başarılar elde ettiğini öne sürerek İlyas'tan yüz çevirdi. Bunun üzerine İlyas Allah'a yalvararak kendisine yağmurlara hükmetme kudretinin verilmesini diledi. Allah üç yıl için ona bu izni verdi. Ülkede üç yıl kuraklık oldu. Sonunda Allah susuzluktan mâsumların da ölmesinden dolayı İlyas'a kızdı. İlyas hemen inattan vazgeçip halktan putlarına yalvarıp "Yağmur göndermelerini dileyin," dedi. Tabii yağmur yağmadı. Bunun üzerine kendisi Allah'a niyazda bulunup yağmur yağmasını sağladı. Hem insanlar, hem hayvanlar suya kavuştu. tabiat canlanıp her yer yeşil oldu. Ama halk gene İlyas'a itibar etmedi. Bunun üzerine İlyas peygamber kendisini bu dünyadan kurtarması, Kat'ına alması için Allah'a dua etti ve göğe yükseldi. Hz. İSA'dan önce Allah Katı'na yükseltilen kişi Hz. İlyas'tır.
Hızır'ın aslı Al-Hazir'dir, yeşil demektir, sıfattır... Rivayete göre Önceleri beyaz bir posta otururmuş, sonra bu post yeşil olmuş... Taberî, Navavî, Al-Diyarbekrî konu üzerinde durmuştur. Onlara göre bu post topraktır, sonra kuru tohumlar çimlenir, yeşil olur. Yani cansızlar can bulur, dirilir. Bayzavî'ye göre Al-Hazir Y-L-Y-A adlı kişinin lâkabıdır.
Şimdi bu bilgileri birleştirince HIDRELLEZ'in sırrı ortaya çıkıyor... Doğrusunu Allah bilir ama, sonradan Hızır kelimesine dönüşen ve "yeşil" mânâsına gelen Al-Hazir sıfatı, İLYAS Aleyhisselam'ın lâkabı olmaktadır. Ve zaman içinde Al-Hazir İlyas (dünyayı yeşillendiren peygamber) Hızır-İlyas olmuş, bundan HIDRELLEZ kelimesi doğmuş, ayrıca zamanla Hızır-İlyas yerine sadece Hızır kelimesi kullanılmaya başlamıştır... Yahudi efsânesi ise olayı zaten İlyas etrafına kurmuştur... Hem bu efsanenin, hem Gılgamış Destanı'nın, hem İskender hikâyesinin kökü zaten ilâhi vahiye dayanır. Peygamberlerden çeşitli toplumlara yayılmıştır.
Türkler arasında yatırların, yardıma gelen nur yüzlü ihtiyarların çoğunun yeşil elbiseli görülmesinin sebebi de herhalde Al-Hazir kelimesinin yeşil anlamına gelmesidir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in şeklî anlamda ölümsüz, yani bedenli diye düşünülen Hızır için, "Hızır yaşasaydı, bizimle buluşurdu" mealinde bir hadisi vardır... Bundan şunu anlıyoruz ki, Hızır, yani İlyas, ve İsa, ve şehitler, ve daha niceleri ölümsüzdürler ama bedenli anlamında değil.
16.04.2011 tarihinde Deliormanlı tarafından yazıldı.
Üşüyenler İçin
Üşüyenlere öneride bulunmak isterim.Battaniye mutlaka alsınlar yanlarına.Yaşlılar ve çocuklar üşüyebilir evet. Bu etkinlik köyümüz insanı için çok güzel bir şey.Yorumları okudum ve şaşırdım. Soğuktan şikayet de yok Vedat beyin yorumunda sadece sormuş soğuk olmaz mı diye neden yüklenmiş herkeş anlamadım. Düşünceleriniz.. diye açık bırakınca yazan yazana. Soğukta, karda kışta pikniklerde çok insan var ve soğuk havada da hıdrellez olur buna itiraz eden de yok anladığım kadarıyla burada itiraz hıdrellezin anlam ve önemini kavrayamayanların olduğu inancı üzerinde dönmüş dolaşmış eleştiriler. Diğer yorumculara katılıyorum hıdrellez sade Türklere özgü bir inanç ve kutlamadır ve eski şaman dinlerine dayanır. Müslüman olunca türkler bunu devam ettirmiş bırakmamıştır. Tarkan Beye katılıyorum. Yalnız Vedat Bey'e haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Bizim köye misafir gelenlere biraz daha toleranslı olamk misafirperverlik gereğidir. Vedat Bey de zannediyorum misafir bizim köylü değil.
16.04.2011 tarihinde gonul tarafından yazıldı.
Hıdırellez tarihi
Köyde eskiler bilirler hıdrellez her sene 6 sında kutlanırdı. Sonra ne mi oldu? Dışarıdan gelenler, misafirler ve şehirde büyümüş yeni yetmeler hıdrellez nedir bilmedikleri için tatil günlerine denk gelsin istediler haklı olarak*** Haklılar çünkü hıdrellezin anlamını bilmiyorlar***Bizim köyden çıkmış şehre gitmiş gençler de işten güçten izin alıp da hıdrelleze gelemedikleri için bu tarihlere itiraz etmemişler. ihtiyarlar da özledikleri torunları ve çocukları için bu tarihi esnetmişler bu hale geldik sonunda.
******
Muhtarlık kararını hıdrellez etkinlikleri olarak verecekse eğer her sene 6 Mayısında vermesi gerekir.
*******
Tarkan bey uzun uzadıya anlatmış ve hıdrellezi islama bağlamış. Ama Tarkan kardeşim islam diniyle bir bağı yok bu türk dünyasının bayramı.
Diğer anlattıklarına katılıyorum. Yok islam inancı derse ben de derim ki; "hbaşka dinlere inanan türkler de kutluyor bunu."
***Bizde yanlış bir inanış var her şeyi dine bağlama huyu arap adetlerini bir din sanıyoruz.
***Bu hıdrellez adeti din değil milli bir bayramdır***- türkler kutlar-*** türk olmayanlar kutlamazlar fakat anadoludaki diğer unsurlar asırlarca saygı gösterip türklerle birlikte kutlamışlardır.
Biz çocukluğumuzda dolu dolu kutlardır.
Bilenler bilir.
***Şimdi büyük bir cehaletle özellikle dışarıdan gelenler adet gelenek nedir bilmeyenler bunu teşfik ederek köyümüzü bu gelenekten myoksun bırakıyorlar.***
Son halde ise tarikatlar milletimizi araplaştırdığı ve türk adını kullanmak ayıp hale düşürüldüğü için bazı arkadaşlarımız bunun anlamını yüreklerinde hissedemedikleri için böyle bir artışma ortamı doğmuş.
***
Kardeşlerim hıdrellez tarihi ne mayısın 2. Haftasıdır ne ayın 8 zidir ne de 15 idir. Mayısın 6 sıdır.
***
Yok siz illa ki bunu islama uydurup kutlamak dini bayram haline getirmek istiyorsanız ona da uyar.
Ben size yardımcı oluverem.
Bunu şöyle kabul etmek lazım.
*****
Hac İslamdan önce var mıydı?
Evet vardı.
*****
Kurban islamdan önce var mıydı?
Evet vardı.
****
Peki biz şimdi hacca gidiyor muyuz? Kurban kesiyor muyuz?
EVET!!
****
Hıdrellez İslamdan önce var mıydı?
Vardı.
****
İslamdan sonra da var mı?
Evet var.
****
Kim kutlar?
TÜRKLER..***
Osmanlı Padişahları***
Cennetmekan Yavuz Sultan Selim Han*** Abdülhamit Han*** Osman Beğ*** Ertuğrul Gazi*** Bildiklerimiz bunlar bilmediklerimizi tarihçiler söylesin.***
Bu bayram İlyas ile Hızır Peygamberlerin buluşmasıdır.
****
Biz türkler bunu müslüman olmadan önce de kutluyorduk ve HAKTIR:
***
Nasıl kurban kesmek İbrahim Peygamberden geliyor ve HAKSA bu da İlyaz ve Hızır'dan gelir ve HAKTIR:
***
Bu türk olanın bayramıdır MEVSİMLİK BAYRAMDIR:
***
Türk milleti bunu kutlamaya devam edecektir. Bu bereket bayramıdır .
***
Tarlamızda bağ bahçemizde hayvanımızda üretimimizde bereket istiyorsak bu bayramı kutlayacağız.
***
Nasıl Bismillah'la başlıyorsak her şeye bu da bir bismillah'tır Allahu alem, o halde Köyde ikamet edenlere sözüm;
***
6 Mayısta İmam efendiyi de alıp eskisi gibi bir kutlama yapıp adet yerine getirilebilir.
***
Piknikçiler için ve göremediğimiz çocuklarımız ve torunlarımız için de
Mayıs ayının 2.haftasında da piknik yapılır.
***
Kardeşlerim amcalarım abilerim;
Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez için , kasaba ve köylerde hıdrellez için asırlardır süregelen bir gelenek vardır.
***
Önceden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar, evin temizliği, üst-baş temizliği, yiyecek-içeceklerle ilgili hazırlıklardır.
***
Hıdrellez gününden önce evler baştan başa temizlenir. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır’ın uğramayacağı düşünülür.
***
Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.
***
Hatta eskiden oruç bile tutulurdu, Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verilirdi .
***
Ben Iğdır'da kaldım orada kurban kesme adeti bile vardır.
***
Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için oluyor.
***
Zira tüm bu hazırlıklar Hızır’a rastlamak amacına yöneliktir.
***
Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla insanlar doğaya çıkarlar.
**********************
İmdi; Hızır A.S. bu tarihte dolaşmaya çıkıyorsa;
" siz de bu bayramı Mayıs'ın 2.Haftası kutlarsanız"
***********************
Hızır yerine PİKNİKÇİLERİ bulursunuz.
************************
Yok darılmaca gücenmece Muhtar Emmi ve İhtiyar Heyeti.
*********************
Sonra da gençler sorarlar size HAVA SOĞUK OLMAZ MI? diye.
**********************
Suç kimin?
**
Anlatmadık ki çocuklarımıza, Suç bizim.
***
Bismillahirahmanirahim, bismillahi ve billahi ala sünneti resulullah, la havle ve la kuvvete illa billah alüyülazim.«
*** Allah selamet versin***
13.03.2011 tarihinde scetinkaya tarafından yazıldı.
Hıdrellez Tarihi
Oğuz Bey'le iletişimimden sonra Vedat Bey'in yazısına ithafen yazdığım yazının kendisi tarafından yanlış anlaşıldığı kanaatine vardım. Vedat bey; tarkandeliormanli@gmail.com adresinden bana mesaj atarlarsa kendisine açıklamada bulunacağım.
Türk devletleri ve toplulukları içersinde bir tek osmanlı devleti sınırları içinde yaşayanlar bu iki Türk bayramını(Toy'unu) kutlamayı terk etmiştir. çünki, osmanlı ümmet yapısını esas aldığı için İslamiyetle birlikte gelen kurban ve ramazan bayramını esas almış ama binlerce yıllık Türk töresinden gelen Nevruz (Yeniyıl, 21 mart) ve Hıdır-Ellez (Bahar, 5-6 Mayıs) bayramlarını kutlamayı bırakmıştır.
tarihi kaynaklarda- her ne kadar bu iki Türk bayramını kutlamayı ümmetçi devlet geleneği bıraksa bile -osmanlı padişahları ve Türk asıllı halk ve sarayda nevruz ve hıdır ellez bayramlarını kutlamayı devam ettirdiğini göstermektedir. Bunun en bariz örneği cennetmekan padişah "Yavuz Sultan Selim"dir, kendisi sarayda nevruzu kutlamakta ve nevruz gecesi çeşit çeşit meyve yemekte fakat devlet uygulamasında bu bayramı kutlamamaktadır.
Milli Bayramlar Milli Duyguşları Canlı Tutar, Biz Müslüman Türkler olarak Kurban ve Ramazan Bayramımızıda kutlayacağız, nevruz vve hıdırellez bayramımızı da kutlayacağız. Yani 2 tane değil (Kurban ve Ramazan) 4 Tane (Nevruz ve Hıdırellez de dahil) Milli Bayramımız vardır. ve hiçbiri birbiri ile çelişmemektedir.
Kurban, Ramazan, Nevruz ve hıdırellez bayramlarımız kutlu olsun............
Eğer kültürümüzü kaybedersek asimile oluruz.
Düğünlerde bütün kürtler halay çekilirken sıraya geçip halaya katılıp tüm oyunları sırayla icra ediyorsa bu aimile olmadıklarının göstergesidir.
Tekrar soruyorum biz muhacirlerin hepimizin bildiği hangi oyunumuz var?
Ankara Seğmen'i bile "asimile" edilirken kültürümüze sahip çıkalım. Bunun adı milliyetçilik değil. Ümmetçilikle kültürü karıştırmayalım.
Ey Bilecikliler; Bilecik karşılamasını kaç kişi oynuyor?
05.03.2011 tarihinde Deliormanlı tarafından yazıldı.
Hıdrellez mi Piknik Mi?
Eğer amaç gerçekten hıdrellez bayramı kutlamaksa uygun bir tarih...
Yok hem ticaret hem ziyaretse evet hava soğuk olur..
Tüm dünya "FARKINDALIK" yaratmak için çabalarken biz hala "PİKNİK" havasındayız.
Hıdrellez gelenekleri 6 Mayıs günü bütün yurtta kutlanmaktadır. Hem "dini " ve geleneksel hem de "Türk töresine" uygun bir tarih bu aslında. Türklerde "bayram günüdür" hırellez..
6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır TÜRKLERDE.. Kurşunlu Köyü de TÜRK olduğu için Hıdrellez kutluyor.
Çünkü bu bayramı diğer Hıristiyan türk toplumları da kutluyor.
Eğer bugün "Türk bayramı" ise bu mantığa göre şöyle olmalı;
- 23 Nisan'da yağmur yağıyor küçük öğrenciler ıslanıyor,
/ Haziran sonuna alınmalı,
Temmuz, Ağustos aylarına gelen Ramazan oruçları da kış ayına alınsa daha iyi olur.../ Vedat Bey'in "düşünceleriniz....?"" diye sorusuna dayanarak yazdım yanlış anlaşılmasın lütfen amacım kimseyi kırmak veya incitmek değil.
Tekrar etmekte fayda var, hıdrellez'in bilinçli ve ne anlama geldiğini bilerek kutlanması gerekir, bu bilinçlenmeye öncülük eden Kurşunlu Köyü Muhtarı ve İhtiyar Heyeti'ni tebrik ederim.
Artık milletimiz neyi ne için yaptığını bilmelidir.
Erezyona uğratılan milli ve manevi değerlerimizi korumak ve bilinçli nesiller yetiştirmek hepimizin görevidir.
Başka türlü birbirine düşman, birbirine yabancı, geleneklerinden bi-haber bir toplum ve birey oluruz.
Her şeye rağmen "ma yok bizim amacımız piknik yapmak, eğlenmek, eş dost /akraba görmek" ise eğer , Mayısın ilk haftası gerçekten soğuk olur.)
Haziran'da okullar tatil olunca bence "PİKNİK"
... Düşünceleriniz...?..
01.03.2011 tarihinde Deliormanlı tarafından yazıldı.
Hıdrellez Tarihi !..
Alınan karara göre Hıdrellez tarihi 8 Mayıs 2011 olarak gözükmektedir.
2011-2025 yılları arasında Mayıs ayının 2nci ve 3 ncü haftalarının denk geldiği tarihler yukarıya çıkarılmıştır.
Konu ile ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerinizi parmak işaretlerini onaylamak yerine lütfen nedenleri ile birlikte yazınız.
23.02.2011 tarihinde H.Basri tarafından yazıldı.
Hıdrellez
Peki 2011 yılı Hıdrellez tarihi 8 Mayıs mı? 15 Mayıs mı? 8 Mayısta hava biraz serin olmaz mı?Düşünceleriniz...?
09.02.2011 tarihinde vedat tarafından yazıldı.