








Camiden çıktık.Kapının önünde iki elle musafaha yapıp;Allah kabul etsin,örfünü ifa etmek üzere bekleyenlerle ayak üstü sohbet ettik bir süre.Cuma’da kamet getirirken dikkatimi çeken orta yaşlı biri;
Hocam,Allah kabul etsin diyerek sıktı elimi.(Mehmet BÜLBÜL)
Siz bu köyde öğretmenlik yaptınız değil mi hocam dedi. Ben sizde okumuştum.Ne kadar sevindiğimi anlatamam. En sonunda benim Kurşun’luda öğretmenlik yaptığımı ispat edecek bir şahit bulmuştum.Yıllardır Kurşun’luya gider gelirim,köyün hemen hemen hepsini tanırım da benim öğretmenlik yaptığımı bilen birine rastlayamamıştım.
Meşhur hikayedir;
Osmanlı Rus harbinde büyük yararlık gösteren Müşir Deli Fuat Paşaya da üstün hizmet madalyası verilmiş.Devir Sultan Abdülhamid Han devri.Çekemeyenler Padişah Hazretlerine şikayette bulunmuşlar.
Size çok karşı bir kumandandır, Padişahım demişler.Nereden belli mi diyeceksiniz. Sizin kendi ellerinizle yakasına taktığınız üstün hizmet madalyasını bile takmaz.
Sizi Padişah olarak görmediği bundan belli değil mi ?
Sultanın içine dert olmuş. Bir toplantıda yerine denk getirip çağırmış paşayı; Seni pek çok sevdiğimi bilirsin değil mi demiş. Fuat paşa, seni pek severim de sen bize karşı olup elimizle taktığımız madalyayı da hesaba katmayıp taşımazmışsın.
Haşa diye cevap vermiş Fuat paşa ne haddimize size karşı olmak sultanım. Böyle toplantılarda madalya takmak adettendir,bilirsiniz.Ben madalya takan zevata bakıyorum,bakıyorum da tanıdık birine rastlayamıyorum.Şüpheye düştüm.Acaba bu kadar adam savaşa katılıp madalya almış,almış da ben hiç birini tanımam.Onların hepsi yalancı olacak değil ya.O zaman karar verdim ki ben bu savaşta bulunmamışım. Yanlışlıkla vermişler bu madalyayı. O yüzden takamıyorum.
Kurşunlu’da öğretmenlik yapmıştım deyip ortalarda gezinirken bir Allah’ın kulu ; Evet,kardeşim,ben çok iyi hatırlıyorum diyene rastlamayınca ben de bu hikayeyi anlatıyorum çoğu zaman. Soğuk karlı bir kış günüydü. Lise tahsilinden sonra bir yıl Kuşçaören köyünde vekil öğretmenlik yapmıştım.
Köyümüzün kıdemli kahvecisi Halit GÜL’de oradan talebemiz olmakta. Hocam,hocam deyişi boşuna değildir. İlk öğretim müdürü haber göndermiş. Çamlı parktaki dairede oturduk. Allah Rahmet etsin müdür Mehmet GÜRSOY bey babamla olan arkadaşlığından olsa gerek pek severdi beni.Köydeki bayan öğretmen doğum yaptığından dolayı izine ayrılmış,yerine vekaleten beni göndermek istiyor. 56 model Williys cipimize yatağı yorganı sarıp geldik meşhur Ümmü abla evinin üst katındaki tek odaya yerleştik.
Akşam kahveye çıkma zamanı. Muhtarlık seçiminden dolayı köy ahalisi ikiye ayrılmış. Bir kısmı Berber Ahmet’in kahvesinde otururken bir kısmı Zekeriya aganın kahvesine gider olmuş.
Kahveye girdiğimizde bizi ilk karşılayan baba dostumuz seçimin mağlubu Hafız İdris amcamız oldu.
Gel bakalım Erol oğlum. Sayende kahvemiz bir öğretmen görsün .Mevcut öğretmenin seçimde taraf tutmasından söyleniyor bu sözler. Oturduk çaylarımız geldi.Karşı masalardan hoş geldiniz,hoş geldiniz,selamlarına mukabele selamlar edildi.
Hafız İdris’in meşhur sohbeti başladı. Ne güzel adamdı Hafız amca gün görmüş,yaş yaşamış,her sonuçtan bir ders çıkarmış ve de o dersi yaşayanlara yaşatmış bir muhabbet adamıydı.
Siyaset, onun için bir yaşam şekliydi. Kurşun’lu köyünden Türkiye’yi kurtarmaya soyunmuş gibiydi.
Akşam dersten çıkan talebelere okuldaki odunluktan odama odun göndermeye kalktım da müdürümüz;
Aman,ne yapıyorsun.Köylü şikayet eder,hakkında işlem yaparlar,demişti de. Canını sıkma müdürüm, ben nasıl olsa vekil öğretmenim, sanki sicilimi mi bozacaklar demiştim umursamazlıkla.
Derler ya, Kurşunlu Kasım 86’tıdan sonra güneş görmeye başlar diye. Bakkal Zekeriya Amca’dan yediyüzelli gramlık şişeye gaz dolduruyorum eve giderken. Gece kalkıp tekrar sobayı yakıyorum üşüdüğümden. Mübarek Sibirya soğuğu gibi.Şimdiki gibi elektrikli battaniyeler, ufolar olsa ne gam.Soba sıcağında yatmak isteyenler Kurşunlu’dan uzak olsun kış günleri.
Mustafa Deliorman hocamız Kurşunlu köyünde görev yapan öğretmenlerle ilgili bir çalışma yapacağını okuyunca aklıma bu öğretmenlik hikayem geldi.Çok yazıp başınızı ağrıttıksa af ola.Biz bu kadar yazdığımıza göre bu köyde yirmi yıl öğretmenlik yapanlar yazmaya kalksa herhalde ciltli birer kitap olur.
Hep söylüyoruz. Biz de biraz Kurşunlu’ lu sayılırız ve de Kurşunlu üstüne kahve hikayelerimiz pek çoktur.
Nostalji yapmak isteyenlere ömrümüz olur, kalemimiz yazarsa biraz daha hikaye anlatmak isteriz.
Gün ola devran döne…
Erolerken©CopyRight 2008
© CopyRight By Kursunlukoyu.org 2008
Her Hakkı Saklıdır
Sitedeki İçerikler Kaynak Gösterilse Dahi İzinsiz Alınıp Yayınlanamaz.
Bu site içeriğindeki tüm materyaller, video, yazı, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup, kursunlukoyu.org'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz, her ne sebeple olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz