Yazarlarımız

Sayaç Okuma Memuru !

Osman AKGECE »

Bergamalı Nalıncı Memi Dede

- - »

Ağzımızla Kulağımız Arasındaki Mesafe

Ali  EKREM »

Gölpazarı Türküleri

Erol ERKEN »

Tamamen Yerli İlk Türk Otomobili ATTİLA Üretildi..

Tarkan Deliormanlı »

Hıdrellez Böyle Geçti....

Hasan Basri ŞEN »

2011 Hıdrellezi Böyle Geçti..

Mustafa Deliorman »

Kış Geldi Köyüme Beyaz Gelinliği İle

Oğuz  GÜVEN »

Bir Lamba Da Siz Yakın

Behzat Gültekin »

Tüm Yazılar

Üyelik


Kimler Sitede
Şu anda 5 konuk çevrimiçi,
Sayaç Bugün
Bugün Gelen Ziyaretçi:
42
Sayaç Bugün
Bugünkü Sayfa Gösterimi :
774
Sayaç Bugün
Dün Gelen Ziyaretçi:
58
Sayaç Bugün
Dünkü Sayfa Gösterimi:
1.180
Sayaç Bugün
Toplam Gelen Ziyaretçi:
372.913
Sayaç Bugün
Toplam Sayfa Gösterimi:
3.678.608

En Çok Okunan Yazılar
Yarabbi, ürünümüzü bereketli kıl, sağlık ve mutluluklar ihsan eyle, memleketimize, milletimize huzur içinde yaşama sevinci ver, niyazı mutlak ulaştı H...

En Yeni Yazılar
Hızır ile İlyas Aleyhisselam suyun alt başında beklemekte dilekleri toplamak için. Cenab-ı hakkın sevgili kuluysan mesele yok. Görevde aksaklık varsa ...






Atatürk ve Türkiye
Anasayfa
Fotoğraf ve Videolar
Künye
İletişim

Cambazı İpten Düşüren, Onu Seyredenlerdir

Tarkan Deliormanlı / Tüm Yazıları »

YA HAYIR SÖYLE YA DA SUS.

Zamanın birinde güzel insanların yaşadığı çok güzel bir köy varmış. İnsanlar birbirini sever, birbirinin derdine, sıkıntısına ortak olur, yardımına koşarmış.Yardımlaşma o kadar yüksek bir duruma gelmiş ki her an her saniye  birbirlerine yardım eder olmuşlar. Bu tutkunluk yıllarca devam etmiş. Kız alıp vermişler akrabalıklar kurulmuş.Gel zaman git zaman o altın nesil yaşlanmış, çocukları geçmiş yerlerine.

 

Traktör çıkmış, evlere çamaşır makineleri televizyonlar girmiş. Okullar okumuş tahsilli nesiller yetiştirmişler. Şehirlere göç köy nüfusunu azaltmış. Köyde kalanlar dedelerinden aldıkları emanetleri devam ettirmeye gayret göstermişler. İşler azalınca köy kahveleri dedikodu üretme merkezi haline gelmiş. Şakayla takılmalar kalp kırıklıklarına dönüşmüş. Bu üretilen dedikodular pis bir duman gibi bulut oluşturup milleti boğmaya, kiri pası da insanlara bulaşmaya başlamış.

 

Bazen peygamber makamını temsiliyetle mükellef Hocalara bile sirayet etmiş bu dedikodu bulutu. Hatta birçok köy İmamı birçok köyü istemez olmuş engel olamadıkları dedikodu yüzünden. Her cuma hutbesinde umutla ettikleri vaazın etkisini yitirdiğini gördükçe kahrolmuşlar.

 

Her köyde birkaç Allah dostu olmasaymış kaçıp gideceklermiş o diyarlardan o hale gelmişler.Benim anlatacağım da böyle hislere sahip "Bir İmam" dan nakil. İmam Efendi'ye  çok laf taşıyan, dedikoducu bir amcamız gelip soruyor;

"Hocam, ben çok dedikodu ettim, yalan söyledim, milleti birbirine düşürdüm. Bazen şakayla karışık yaptım bunu ama etkisi fazla oldu. İyi iş yapanların, hayır işleyenlerin arkasından laf ettim, kıskandım, köstek olmaya çalıştım. Fakat artık yaşlandım, aklım başıma geldi, yaptıklarıma tevbe ettim. Acaba affoldum mu?".

 

Hoca efendi de ona, misalle anlatıyor.

"Bir kuş tüyü yastığın içindeki tüyleri rüzgâra savursan sonra da bütün tüyleri geriye toplayabilirsen affolur" diyor.

 

"Çünkü sen hep kul hakkına girdin.Allah kendisiyle ilgili her hakkı affediyor eğer sevgili bir kuluysan,layığıyla tevbe edebildiysen.Ama Allahın affetmediği tek günah kul hakkı.Çünkü o Allaha ait değil.Hakkına girdiğin kişi seni affetmeden Allah araya girmiyor"

 

Ama ne mümkün? Uçup gittiler, bu kuş tüyleri  nasıl toplanır?

İşte bu tüyleri tek tek toplamak gerektiği gibi, kimin dedikodusu yapıldıysa , kimin hakkına girildiyse, onlarla tek tek helalleşmek gerekir. En kötü işlerden birisi, gıybettir. Gıybet, amelleri boşa çıkarır, dünya ve ahirette zarara uğratır. Gıybetle söz taşımak, birbirine yakındır.

İkisi de aynı şeyden doğar.

İkisi de taşkınlık ve azgınlıktır.

 Azgın olmayan kimse bunlarla uğraşmaz.

Söz taşıyan, katil gibidir.

Gıybet eden ise, leş yiyen gibidir.

 Azgın kimse, kibirlidir.

İnsan nefsini bu hastalıklara kaptırınca, iftira günahına da girer. Gıybet, kişinin nefsini temize çıkarmak istemesinden ve kendisini beğenmesinden doğar. Gıybetten, en büyük beladan kaçar gibi kaçmak gerekir.



Peygamber efendimiz, "Ya hayır söyle, ya sus" buyuruyor.

 

Kaldı ki gıybeti dinlemek, iki kat daha günahtır, Çünkü cambazı ipten düşüren, onu seyredenlerdir. Hem günaha giriyorlar, hem de günaha sokuyorlar. Kim ki gıybet edene,

"Yapma, Allah’tan kork, o senin din kardeşindir" diyerek, onu susturursa, yüz şehit sevabı alır.  Buna gücü yetmezse, hiç olmazsa konuyu değiştirmesi veya orayı terk etmesi gerekir.

 

Ahmed bin Harb hazretleri buyuruyor ki:


"Bana kim düşmanlık yapıyor, kim beni gıybet ediyor ve hakkımda kötü söylüyor, keşke bilsem de, ona altın ve gümüş göndersem. Benim işimde çalışarak, kazandığı sevapları benim defterime geçirdiğine göre, benim paramdan harcasın."

 

"Allah'ın kabul edeceğini vaat ettiği tevbe, kötülüğü ancak cahillik sebebiyle işleyip, sonra da çabucak (min karîbin) vazgeçerek günahtan dönüş yapanların tevbesidir" (Nisa Suresi, 4/17)

 

Allah, Ramazan ayından azami derecede istifade etmeyi hepimize nasib etsin.

Sende Gönder! Fotoğraf ya da video eklemek için tıklayın.

Yorumlar


ya hayr-min karibin...

Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir. Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler (3/75) emanete riayet imandan, ihanet ise nifaktandır .
01.11.2011 tarihinde cuneytsol11 tarafından yazıldı.

Anahtar Kelimeler: Ya hayır söyle , ya sus
Bu içerik bugün 2 kez, toplam da 365 kez okundu.