








Eskiler evlerine, iş yerlerine etrafındakileri, bilhassa kendilerini ikaz için güzel sözler yazılı levhalar asarlarmış. Bunlardan bence en güzellerinden biri “ BU DA GEÇER YA HU ! “ levhasıdır. Başınızda çözümü zor bir sıkıntı mı var ?. Oğlunuz sözünüzü dinlemiyor, kızınız istemediğiniz birine gönül mü verdi ?.. Ekonomik bunalımlar had safhaya ulaşıp içinden çıkılmaz duruma mı geldi ? ..Duvardaki levhaya başınızı kaldırıp bakıyorsunuz;
“ BU DA GEÇER YA HU !...”
Sabır, bütün sıkıntıların, şükür, bütün ihtiyaçların ilacıdır. Sabra ait çok güzel şeyler anlatırlar da benim en beğendiğimi yazayım.
Çin bambu ağacının yetişmesi olumlu ısrar ve sabır için çok güzel bir örnektir. Çin’liler bu ağacı şöyle yetiştirirler.
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanır, gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Çin’ liler büyük bir sabırla beşinci yıl da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve, nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.

Akla gelen ilk soru şudur; Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır ? Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır. Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden, hatta var olmasından söz edebilir miydik ? Bir başarının şartları her zaman çok basittir;
Bir süre için çalışın,
Bir süre tahammül edin,
Her zaman inanın,
Ve hiçbir zaman geri dönmeyin.
Ben bu bambu hikayesini evime bambu kamışından bir koltuk takımı almak istediğimde okumuştum. İnternetten aynen alıp yazdığım için bağışlayın. Elimiz fazlaca kalem tutmadığından alıntılarla idare etmek zorunda kalıyoruz.
Her ne kadar Çin’lilerin bu sabrını anlatıp, onları da bir parça yüceltmeye kalksak da pek faydası yok. Çünkü onlar da sabrı unutup bambu kamışı yerine tellerden yapılan koltuklar imal etmeye başlamışlar. Beş yıla sabırları kalmamış zahir…
Çok yazınca sözü nereye getireceğimizi de unutuyoruz dostlarım. Yaşımızın ilerlemesinden olsa gerek. Dikkat ederseniz ihtiyarlık demeğe pek dilimiz varmıyor.
Aslında bu yazıyı iki yıl önce yazmıştım ama size iletmek bu güne kısmetmiş.
Zamanın birinde resmi bir kurumu ziyaret eden yöneticilerinden bir zat kapıda güzel bir levha görmüş. Oturup konuştuğumuzda bunu anlatıp kendi makam kapısına da böyle bir levha asmak istediğini söyleyip bizden fikir istedi. Çok düşündüm, çok taşındım, şunu dedim kendisine;
MAHKEME KADIYA MÜLK DEĞİLDİR ! …
Eğer benden nasihat isterseniz siz de evinize, iş yerinize bu iki levhayı da asınız diyorum. Çünkü gün gelecek size de lazım olacak galiba.
Ali EKREM© CopyRight
© CopyRight By Kursunlukoyu.org 2011
Her Hakkı Saklıdır
Sitedeki İçerikler Kaynak Gösterilse Dahi İzinsiz Alınıp Yayınlanamaz.
Bu site içeriğindeki tüm materyaller, video, yazı, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, işaret veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup, kursunlukoyu.org'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz, her ne sebeple olursa olsun ticari amaçla çoğaltma ve yayma yapılamaz.